Eşinizle mutluluğun sırrı.
14/8/2007Birbirlerine dedikodu yapmak için zaman ayıran çiftlerin, evliliği perçinleniyor.
Çukurova Üniversitesi Psikiyatri Uzmanı Sabri Yurdakul, sır saklama konusundaki ortak yaklaşımların, eşlerin birbirlerine yakınlaşmasına ve iç dünyasını açmalarına yardımcı olacağını söyledi.
Medikososyal Bölümü ve Yaprak Psikiyatrik, Psikolojik Danışma Merkezi Uzmanı Yurdakul, eşlerin özel hayatlarıyla ilgili konuları paylaşmalarının, onları birbirlerine yakınlaştıracağını söyledi. Yurdakul, “Günün nasıl geçti, nereye gittin, kimlerleydin?” soruları yerine, eşlerin birbirlerine sırdaş olmaları ve yakın çevreleriyle ilgili dedikoduları anlatmalarının, onların paylaşımlarını artıracağını söyledi. Eşlerin her şeyden önce yakın arkadaş olmaları gerektiğine dikkati çeken Sabri Yurdakul, “Birbiriyle iyi arkadaş olan çiftlerin evlilikleri daha sıhhatli yürüyecektir. Bu nedenle günlük hayatla ilgili özel konuları paylaşmaları, ortak yaşamlarını zenginleştirecektir” diye konuştu.
Eşlerin paylaşımlarının diğer insanlara iletilmemesi konusunda
dikkatli olmaları gerektiğini de vurgulayan Yurdakul, sır saklama
konusundaki ortak yaklaşımların, eşlerin birbirlerine yakınlaşmasına ve
iç dünyasını açmalarına yardımcı olacağını söyledi. İnsanların
sırlarını paylaştıkları kimselere daha çok güveneceğini ve onunla
konuşma isteğini daha çok duyacağını ifade eden Yurdakul, sözlerini
şöyle tamamladı:
“Bu durumda eşler arasındaki diyaloglar
artacak ve konuşma konuları artacaktır. Böylelikle birbirleriyle
konuşmak için konu bulmakta zorlanmayacak ve televizyonun karşısında
oturan iki yabancı olmaktan çıkarak, birbirlerine sırlarını dökmek
isteyen iki samimi arkadaşa döneceklerdir ki, bu da evliliğin sağlıklı
yürümesine yardımcı olacaktır. Bu yüzden eşlerin birbirleriyle dedikodu
yapmak için zaman ayırmaları evliliği perçinleyecek ve paylaşımlarını
artıracaktır.”
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Kuraklık mutfağıda kavurdu...
5/8/2007Kuraklık mutfağı kavurdu Birçok üründe görülen rekolte kayıpları, temel gıda maddelerinin fiyatlarını da harekete geçirdi. Bu yılın ilk 7 ayında fiyatlardaki artış yüzde 70'i bulurken, en fazla zammı tavuk eti, makarna ve yoğurt gördü.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre bu yılın ilk 7 ayında enflasyon, tüketici fiyatlarında yüzde 3.11, üretici fiyatlarında ise yüzde 3.05 olarak gerçekleşti. Oysa vatandaşın enflasyonu gösteren temel gıda ürünlerinin fiyatları aynı dönemde yüzde 70'i aşan oranlarda arttı. Kuraklık sonucu tahıl ürünlerinde görülen rekolte kayıpları, temel maddelerin fiyatlarını da harekete geçirdi.
TAVUKÇULAR ŞAMPİYON
Yılbaşından bu yana en fazla zam tavuk eti fiyatında görüldü. Kuş gribi sonrası zam atağına geçen ancak halktan gelen tepkiler nedeniyle, zamların bir kısmını geri çeken tavuk üreticileri, bu yıl içerisinde fiyatlara yüzde 71'e varan oranlarda zam yaparak, kriz döneminin açısını fena çıkardı. Firmalar, zamları başta mısır olmak üzere yem fiyatlarındaki artışlara bağlarken, bu yılın başında 3.50 olan piliç etinin kilo fiyatı bugün 6.00 YTL'ye çıktı.
SÜT ÜRÜNLERİ AĞIZ YAKTI
Buğdayda beklenen yüzde 20 rekolte azlığı, şimdiden makarna, un ve ekmek fiyatına yansıdı. Bu yılın Ocak-Temmuz döneminde fiyatı yüzde 45 artan makarna, zam listesinde ikinci sırayı alırken bir paket makarna 1.00 YTL'ye satılmaya başlandı. Un ve ekmek fiyatı da ilk 7 ayda yüzde 16 oranında zam gördü. Bu yıl kuraklık sonucu yaşanan verim düşüklüğü, süt üretiminin azalmasına yol açarken, süt ve sütlü ürünlerin fiyatları da tırmanışa geçti. Yılbaşından bu yana fiyatı yüzde 40 artan yoğurt, zam listesinde üçüncü sırayı alırken, aynı dönemde peynir yüzde 25, süt ise yüzde 24 oranında pahalılaştı. Yılın başında bir kilo peynir için yaklaşık 13.50 YTL ödeyen vatandaş şimdi aynı peyniri yaklaşık 17.00 YTL'ye alıyor.
YAĞ VE YUMURTA FİYATI DÜŞTÜ
Bu yıl içinde temel gıda ürünlerinin büyük çoğunluğunda fiyat artışı gerçekleşirken, yumurta, zeytinyağı ve ve ayçiçekyağı fiyatlarının ise düştüğü gözlendi. Ocak ayı başında 0.25 YTL olan yumurtanın tane fiyatı bugün 0.20 YTL'ye indi. Zeytinyağı fiyatı ise 13.90'dan 12.50 YTL'ye geriledi.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Haftasonu pikniği sağlığınızdan etmesin!
12/7/2007İlkbahar mevsiminde halk arasında saman
nezlesi olarak bilinen 'alerjik rinit' en sık karşılaşılan hastalıklar
arasında yer alıyor.
Özellikle mevsime bağlı görülen
alerjik rinit, polen gibi uyaranların etkisinin yoğun olduğu piknik ve
doğa yürüyüşlerinden olumsuz etkilenebiliyor.
Kulak Burun
Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tamer Haliloğlu, alerjik rinitle
ilgili bilinmesi gerekenleri ve alınabilecek önlemleri anlattı:
"Alerjik
rinit (saman nezlesi), toplumda sık görülen alerjik hastalıkların
başında gelmektedir. Özellikle alerjik olan anne ve babaların
çocuklarında görülme sıklığı daha fazla olan bu hastalık, endüstriyel
gelişmiş ülkelerde, çevre kirliliği gibi faktörlerin artması ile
giderek artmaktadır.
Hastalık genllikle alerjik konjonktivit
(göz nezlesi), alerjik sinüzit veya astımla birliktelik gösterebilir.
Alerjik rinit, hayatı tehdit etme özelliği olmayan, ancak hastanın
konforunu belirgin şekilde bozan bir hastalıktır. Bu hastalıkta
özellikle hastalar belirli bir alerjen ya da alerjenlerle karşılaştığı
zaman şikayetler ortaya çıkar.
Yılın her döneminde görülebilir
Alerjik
rinit, yıl boyu süren alerjik rinit, mevsimsel alerjik rinit ve yıl
boyu süren ancak mevsimsel artışlar gösteren alerjik rinit olarak üç
ayrı şekilde görülebilir. Bu hastalıklarda alerjiyi ortaya çıkaran
alerjenler hastalığın görülme zamanını belirler.
Yıl boyu
alerjik rinit ev tozu akarlarına bağlıdır, mevsimsel alerjik rinit ise
genel anlamda polenlere (ağaç, ot, yabani ot, hububat poleni) bağlıdır.
Yıl boyu süren mevsimsel artışlı alerjik rinitlerde ise sorumlu alerjen
hem ev tozu akarları hem de polenlerdir. Polen alerjisi olan hastalar,
o bitkinin polenizasyon yaptığı mevsimde daha sık bulgu verirler.
Aksırık ve burun akıntısına dikkat!
Alerjik
rinitli hastalarda alerjenle karşılaştıktan sonra dakikalar içinde
hapşırma, burunda kaşınma, burun akması ve burun tıkanıklığı olur. Bu
hastalarda genelde alerjik konjonktivit de (göz nezlesi) eşlik ettiği
için gözlerde yanma, batma, kaşınma, sulanma gibi bulgular da
görülebilir. Yine bu hastalarda eğer alerjik sinüzit varsa, geniz
akması, baş ağrısı, gece gelen öksürük nöbetleri olabilir.
Astımın
da birlikte görüldüğü hastalarda, nefes darlığı, hırıltlı solunum,
göğüste sıkışma hissi, öksürük gibi bulgular olabilir. Alerjik rinitli
hastalara uzun süre grip zannedilip yanlış tedaviler
uygulanabilmektedir. Eğer kişinin ailesinde alerjik hastalık hikayesi
varsa, alerjik rinit hasta ve hekimin aklına daha erkenden gelmelidir.
Alerjenle temas kesilmeli
Alerjik
rinitin tedavisinde öncelikle hastanın alerjenle temasını bitirmesi
veya bunu minimum düzeye indirmek gerekir. Alerjik riniti bulunan
kişiler özellikle ilkbaharda polenlerden mutlaka korunmalıdır. Bunun
dışında ilaç olarak öncelikle burun içine uygulanacak veya ağızdan
uygulanacak antihistaminiklerden fayda sağlanmaya çalışılır.
Hastaların
önemli bir kısmında bu ilaçlardan fayda elde edilir. Hekimin uygun
gördüğü durumlarda burun içine uygulanan kortizonlu spreylerden de
belirgin yarar sağlanır.
Bu tür kortizon preparatlarının yan
etkisi yok denecek kadar azdır. İlaçlardan yeterince fayda sağlanamayan
hastalarda ise aşı tedavisi (alerjen immünoterap) uygulanabilir. Tedavi
süresince kişiye yılda bir kez cilt testleri de yapılmalıdır. Yapılan
çalışmalarda alerjen immünoterapi programının alerjik astımdan korumada
da etkin olduğu kanıtlanmıştır.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Seks ve uzay tarikatı İstanbul'da
3/7/2007
İstanbul'da lüks bir otelde seks ayini yaparken görüntülenen, Rael tarikatı, insanları uzaylıların yarattığını ve 2035 yılında dünyaya geleceklerini iddia ediyor. İnsan klonlayan, evlilik düşmanı ve her türlü seksin sınırsız olduğunu savunan tarikatın elçilik binası için Türkiye de gündemde..
13Aralık 1973'de henüz 28 yaşında genç bir rallici olan Claude Vorilhon gezmek için Fransa'nın Clermont Ferrand yakınlarındaki sönmüş Auvergne Yanardağı'na gider. Birden bire parlak ışıklar saçan bir UFO, 10 metre yakınına iner ve içinden badem gözlü, uzun saçlı, kısa ve siyah sakallı bir uzaylı çıkar. Vorilhon'u uçan daireye bindirir. Adının Elohim olduğunu söyleyen uzaylı, Vorilhon'a "İnsanlara sizin ve bizim ne olduğumuz gerçeğini söyleyeceksin" der. Şaşıran Vorilhon neden kendisinin seçildiğini sorar. Onlar da şu ilginç yanıtı verir: "Fransa, demokrasinin doğduğu ve bütün dünyaca hür bir ülke olduğu unvanına sahiptir. Ayrıca, zeki ve her şeye açık bir bellekle bakan birine ihtiyacımız vardı. Her şeyden önemlisi de hür düşünceli ve dine karşı olmayan birini istiyorduk. Yahudi bir babadan ve Katolik bir anneden doğduğun için senin, dünya tarihinin iki önemli insan grubu arasında önemli bir bağ olduğunun kararına vardık. Bu nedenle seni seçtik."
HER ŞEYE İZİN VERİLMELİ
Vorilhon ertesi gün yine aynı yere gelir. Bu sefer uzaylılar ona seçilmiş bir insan olarak neler yapması gerektiğini söyler. Rael tarikatı, uzaylıların insanları yarattığına inanan, 2000'li yılların başında Clonaid adlı şirket aracılığıyla insan klonladıklarını iddia eden, grup seks ayinleriyle gündeme gelen bir oluşum. İki yıl önce lüks bir oteldeki seks ayini görüntüleriyle gündeme gelen tarikatın lideri Claude Vorilhon, 'dinlerine' ait kuralları yazdığı kitabında ilginç emirler veriyor: "Biriyle veya birkaç kişiyle ne cinsiyette olursa olsunlar, şehvani veya cinsi deneyim etme arzusunu duyarsan, ötekiler razı oldukça, istediğin gibi davranabilirsin. Vücudunu ve böylece zihnini uyandırmak yolunda her şeye izin verilmektedir."
75 BİN KADAR ÜYESİ VAR
Bugün 84 ülkede örgütlü 75 bin civarında üyesi bulunduğu tahmin edilen, dünyanın en sapkın tarikatı Rael'in lideri Claude Vorilhon, "Uzaylıların Verdiği Mesaj" kitabında müritlerine uzaylıların verdiği mesajları birbirinden çılgın emirler halinde sıralıyor. Kendisinin "Allah'sız bir dinin kurucusu" olduğunu söyleyip, dinlere, evliliğe, askerliğe karşı çıkıyor, sınırsız seksin gerekliliğini anlatıyor. Uzaylılar tarafından "haberci" anlamına gelen "Rael" unvanını aldığını söyleyen Vorilhon, en geç 2035 yılında gerçekte insanları yarattığını öne sürdüğü uzaylıların dünyaya hâkim olacağını iddia ediyor. Bu tarihe kadar tarikatının bir elçilik binası yapması gerektiğini savunuyor. Uzaylılar ona uçan daire şeklindeki elçilik binasını öncelikle İsrail'de kurması gerektiğini söylemişler. Eğer İsrail reddederse uzaylıların geleceği ve dünyayı yöneteceği elçilik binası Filistin, Mısır ya da Türkiye gibi İsrail'e yakın bir ülkede kurulacakmış!
HEDEFTE TÜRKİYE VAR
Müritlerinin kendisine "dinlerin dininin peygamberi" diye inandığı Vorilhon'un emirleri doğrultusunda Rael tarikatı Türkiye'yi kendisine hedef seçti. İlk olarak 2004 yılında Taksim'de beş yıldızlı bir otelde ilk toplantılarını gerçekleştiren tarikatın Türkiye liderliğine de Suat Sular adında farmakolog olduğunu söyleyen, 22 dil bildiğini iddia eden, tıpkı tarikatın lideri gibi eski rallici olan biri atandı. 61 yaşındaki Suat Sular, Endonezya'da Java Adası'nda bir dönem uzaylılarla randevulaşıp görüşme yapacağını da öne sürmüştü. Sular, o tarihte tarikatın Türkiye'ye gelişini uzaylıların Fırat havzasına olan ilgileriyle açıklamıştı. Tarikatın Ortadoğu Temsilcisi Leon Mellul ve ekibinin de katıldığı toplantılara Türklerin katılımı sağlanmaya çalışıldı. Rael tarikatı, 2004 yılında ortaya çıkan skandal görüntülerle Türkiye'de zor günler yaşamaya başladı. Çünkü uzay ve seks tarikatı Rael üyeleri müzik eşliğinde soyunuyor, öpüşüyorlar, tarikatın bir ritüeli olan "seks ayinini" gerçekleştiriyorlardı. O tarihten itibaren tarikat faaliyetlerini daha bir gizli yapma yolunu seçti. Çünkü gerek Türk devletinden, gerekse de toplumdan büyük tepki görmüşlerdi. Bugün Rael tarikatıyla artık bir ilişkisi kalmadığını söyleyen Suat Sular, o dönem içinde yasal soruşturma geçirip yargılandığını söylüyor. Hatta kendisinin de aktif biçimde içinde yer alarak Rael tarikatına darbe vurulduğunu savunuyor. Ancak Sular, o dönem tarikatın amaçları ve çalışmalarıyla ilgili verdiği bilgilerin aksine, Rael içinde Türk olmadığını iddia ediyor bugün. Daha iki yıl önce yapılan toplantılara katılan ne kimseyi hatırlıyor, ne de bilgisini veriyor. Ancak Rael tarikatı liderinin yazdığı, tarikatın üyelerince dağıtılan kitapta "Türkiye Raelien Hareketi" adlı bölümdeki adres Suat Sular'a ait.
'SADECE TERCÜME ETTİM'
SABAH'ın sorularını yanıtlayan Suat Sular, tarikatla ilgili çarpıcı iddialarda bulunuyor: "Ben onların kitaplarını tercüme ettim, paramı almak için birkaç kez merkezine gittim. Ben bunlar düzgün bir kuruluşsa çalışayım dedim. Ama baktım ki bunlar düzgün insan değil. Abuk sabuk insanlar. Çok büyük bir sömürü var. Sizin çok paranız varsa, sizi göklere çıkarırlar, sonra paranızı alırlar, tekme vururlar." Sular, bugün Rael tarikatının Türkiye'de faaliyetleri olmadığını söylüyor ancak tarikatın resmi internet sitesinde Türkiye de örgütlenilen ülkeler arasında yer alıyor. Hatta tarikatın Türkçe resmi internet sitesi bile mevcut. Bu arada Suat Sular, tarikatla ilişkisinin yalnızca bir kitap çevirisinden ibaret olduğunu söylüyor ve ekliyor:. "Ben sadece onların kitaplarını tercüme ettim. Tercüme paralarımı bile vermediler. Onları dava edecektim." Hıristiyanlığın bittiğini savunan Rael lideri, İsrail ve Yahudilere karşı daha bir ılımlı. Çünkü Yahudilerin İsrail'e dönüşleriyle altın çağın başladığına inanıyor.
'YARATICI 2035'TE GELİYOR'
Uzaylıların bir gün geleceği ve kendisinden yapmalarını istediği elçilik binasını da zaten İsrail'de tasarlıyor. Ancak İsrail devleti 1990'lı yıların başından bu yana tarikatın bu talebine olumsuz yanıt veriyor. Vorilhon uzaylıların bu duruma kızdıklarını şu sözleriyle anlatıyor: "Elçiliğimizin hükümetin vereceği bir toprak parçası üzerinde İsrail'de yapılmasını arzu ederiz, kabul etmezlerse başka ülkeye kurabilirsin ve İsrail'e elçimizi tanımadığı için yeni bir ceza verilecektir." Uzaylıların kendisine "Sen, dinlerin dini peygamberisin" dediğini öne süren Vorilhon'un tarikatında "şehvani eğitim" adı altında da kurallar bulunuyor. "Vücudundan veya çıplaklığından hiçbir zaman ayıplık duymayacaksın ki onlara verilen görünüşten utanç duyanlardan yaratıcılarımızı daha hiçbir şey gücendiremez" diyen tarikatın lideri, sınırları kaldırıp kadın üyelere evlenmeden çocuk yapmalarını öğütlüyor. Evliliği reddeden tarikat, üyelerine ülkelerinde askerlik yapmamaları emri de veriyor! Tarikatın lideri en geç 2035 yılında yaratıcı olarak kabul ettikleri Elohim'in dünyaya geleceğini ve beraberinde Musa, İsa, Buda ve İslam dininin peygamberi Hz. Muhammed'i de getireceğini öne sürüyor.
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Kendi başını ye...!
3/7/2007Düğünde havaya ateş etmek isterken kendini yaraladı.
Aydın’ın Nazilli ilçesinde, sünnet düğününde tabancasıyla havaya ateş etmek isteyen kişi, kazayla kendini yaraladı.
Turan mahallesinde 368. sokaktaki bir sünnet düğününde, tabancayla havaya ateş etmek isteyen Cüneyt A., silahın aniden ateş alması sonucu sol elinden yaralandı.
Cüneyt A., Nazilli Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alınırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Paris'in kaderi Terminatör'ün elinde
9/5/2007ABD’nin California eyaletinde cezalı ehliyetiyle araba kullanmak suçundan 45 günlük hapis cezası alan Paris Hilton’un affedilmesi için imza kampanyası düzenlendi.
Hayranlarının düzenlediği kampanyaya destek veren sosyetik güzel Paris, İnternet blog’undaki yazısında hayranlarını sözkonusu dilekçeyi imzalamaya çağırdı. Dilekçenin yayınlandığı siteye de bir mesaj gönderen Hilton, "Dostum Joshua’nın başlattığı kampanyaya lütfen destek olun. Hepinizi seviyorum" dedi. Dilekçede, California Valisi Arnold Schwarzenegger’den ünlü yıldızı affetmesi isteniyor ve Hilton’un yetkililer tarafından günah keçisi ilan edildiği savunuluyor. (Hürriyet)Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Hayalet katamaran
21/4/2007Avustralya açıklarında çalışır halde başıboş bir katamaran bulundu. İçindeki 3 kişi hiçbir iz bırakmadan kayboldu.
AVUSTRALYA’nın batı sahiline gitmek üzere Queensland’dan pazar günü yola çıkan katamaran, kuzeydoğu sahilindeki Townsville açıklarında kıyı devriyesi tarafından bulundu. Dünyanın en büyük mercan kayalıkları bölgesinde, çalışır durumda, yelkenleri açık, akıntıyla sürüklenirken bulunan 12 metrelik katamaranda hiç kimse yoktu. Ancak, hazır sofrada tabakların içinde yemek, dizüstü bilgisayar açık ve motorlarının da çalışır durumda olduğu görüldü.
Uçaklarla aranıyorlar
Her şeyin normal göründüğü, sadece pruva yelkeninin parçalanmış olduğu belirtilen teknenin 56, 63 ve 69 yaşlarındaki üç mürettebatı uçaklarla aranıyor. Yetkililer, can yeleklerinin, işaret fenerinin ve acil durum malzemelerinin teknede bulunduğunu, ancak botların yerinde olmadığını söylediler. Olay, 1872’de Portekiz açıklarında bulunan "hayalet gemi" Mary Celeste’nin durumuna benzetildi. Mary Celeste’nin mürettebatından hiç haber alınamamıştı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Mikrofonla dövüşen adam
31/3/2007.HAKAN GÜNDÜZ BAŞINDA BARETİ, ELİNDE POLİS MEGAFONU VE TELSİZLERİYLE PROGRAM YAPIYOR. 'TEK KİŞİDEN' OLUŞAN GÜÇLÜ EKİBİYLE 'ÇOK SES' ÇIKARIYOR
RADYO D
Türkiye'nin ilk DJ'lerinden biri olarak kabul edilen Hakan Gündüz, çocukluğunu, oyuncaklarını, yıllarını, feda etti müzik için. Onun oyuncakları plaklar ve kasetler oldu. Büyüdüğünde de 'oyuncaklarından' edindiği müzik bilgisini kulüplerde DJ'lik yaparak kullandı ve ardından radyo DJ'liğine başladı. Bir dönem 'çalıntı' şarkılarla ünlenenlerin korkulu rüyası olup, yaptığı eğlenceli remix'ler ve cover'larla da adından çok söz ettirdi; ama en çok da 104.0 frekansından yayın yapan Türkiye'nin köklü radyolarından biri olan Radyo D'de yaptığı programlarıyla kahkahaların sebebi, sabahların vazgeçilmezi oluverdi... Hakan Gündüz müzik dolu renkli maceralarını bizlerle paylaşırken, www.radyod.com.tr adresinden de dinlenebilen Radyo D'nin başarılarla süslenen hikâyesini, kulakların pasının nasıl silineceğini ve radyoculuğun püf noktalarını yıllardır radyo âlemlerinin içinde olan Radyo D'nin Müzik Direktörü ve programcısı Kadir Çetin bilgilerimize sundu...
Müzikle iç içe büyüyen Hakan Gündüz nasıl radyocu oldu?
Müzik geçmişim, dedemin radyolarının hoparlörlerini bozmaya dayanıyor. Pink Floyd'la büyüdüm. Herkes çikolata oyuncağa yönelirken, ben müzik dinledim. 1996'da radyoculuğa başladım. Yani anlayacağınız bu bela bana küçükken geldi.
Niye bela diye değerlendiriyorsunuz?
Zevkli, ama çocukluktan beri bu işin içinde olunca böyle söyleniyor. Bizim jokerimiz olmadı. Yaptığımız birçok prodüksiyon var, ama dikkate alınmıyor. Biz de yabancı hayranlığı var. Yerli DJ'ler eziliyor.
DJ'lik adına biraz kırgınlık hissediliyor söylediklerinizden...
Zamanla kırılıyor insan. Programlarımda interaktif köşeler yapıyordum, telefon bağlantıları alıyordum. Herkes klasik "Nasılsın, iyi misin?" gibi muhabbetleri yapıyor. Herkes star ve herkes radyocu olmuş!
Siz farklı olmak için neler yapıyorsunuz, sizi dinleyenleri nasıl şaşırtıyorsunuz?
07.00 - 10.00 arası programım. Mizah yaparak insanlara eşlik edip, kötü olayları deforme ediyorum. Doğum günü şakaları yapıyorum. Tabu bile oynuyoruz!
Doğum günü şakaları nasıl oluyor?Mesela senin doğum günün ve seni tanıyan biri arıyor, senin hakkında bilgiler veriyor. Geçen gün kırmızı ışıkta geçtiğini söylüyor. Ben de trafik polisi oluyorum. "Hakkınızda ihbar var, karakola gelin" diyorum. Sen de tutuşuyorsun tabi! Ama gerçekçi oluyor. Tefler, telsizler var ve çeşitli efektler mevcut. Elektrik direğinin tepesindeki tamirci bile olmuşumdur. Eğlenceli oluyor.
Tepki gösterenler olmuyor mu peki?
Kafkas'lardan İzmir'e yerleşmiş bir aile, yörelerine ait börekler yapıyorlarmış. Ben de Hilton'un aşçısı olarak aradım. "Otele Tatarlar geliyor, 250 kişilik meşhur tatarböreğinin ya tarifini ver ya da yarına yetiştir" dedim. "Yarına börek mi yetişir?" dedi. Happy birthday demeye başladık, "Sizin de, happy'nizin deee" söylene söylene kapattı telefonu. Meğer o sırada yaptığı börekleri yakmış!
Uğur Dündar'ı da programlarınıza konuk ediyorsunuz... Ne tür konulardan bahsediyorsunuz?
Güncel konuları konuşuyoruz. Ülkenin gidişatını değiştirmiş, değerli bir insandır. Arena'nın ciddiyetinden o keyifli halini gösteremiyor, ama bizim programda neşeli hali ortaya çıkıyor. Pazartesi ve cuma günleri de Osman Tanburacı konuk oluyor. Onunla da futbolu konuşuyoruz.
Sabah vakti program yapmak zor mu?
Akşam o kadar iyi değil müşteri! Kafası dolu, gün boyu sinirlenmiş, yani temel fıkrası anlatırsın güler. O da benim tarzım değil. Sabahları fıstık gibi pırıl pırıl insanlar...
Dinleyiciler tarafından merak konusu olan ekibinizden de bahseder misiniz?
Herkes stüdyonun hınca hınç dolu olduğunu zannediyor. Birçok insan varmış gibi oluyor, ses değiştiriyorum, efektler var. 'Allahın cezası meymenetsiz heriflerim' var! Kimi bulursam stüdyoya alabilirim.
Bir dönem remix'ler, cover'lar yapıyordunuz. Panjabi MC'nin şarkısına yaptığınız 'Kuru Fasulye' cover'ınız çok tutmuştu...
Benim seslendirdiğim şarkılardı. İmam bayıldı da var, makarna da yapacağım! Şarkıları değiştiriyoruz. Sanatçılar talep ederse şarkılarını remixliyorum. Ama remixlerin altına ismimi yazdırmıyorum. Çünkü; radyoculukta 25 ödülüm var en çok dinlenen programlar arasındayım, bunu çekemeyen başka DJ'ler var. Benim ismimi görünce şarkıyı çalmıyorlar! Bizler de iki kişi bir araya getiremezsin. Herkes star olmuş.
Kulüp DJ'liği de yapmışsınız...
16 yaşında başladım. Hem okuyordum hem de özel partilerde DJ'lik yapıyordum. DJ performansının aktarıldığı, Türkiye'de ilk Panaroma kaset serilerini yaptım.
'Çalıntı' şarkıları da yakalıyordunuz.
Zamanında ilgilendim ne oldu ki? Kimse kimsenin hakkında soruşturma açmadı, ünlerine ün kattılar. Çıktım belgeledim ama yine oradan buradan çalıyorlar .
Hiç 'canlı yayın' kazası yaşadınız mı?
Benim başıma gelemezki! Hata bile eğlence olur. Bir keresinde haber spikeri arkadaşım telaşla Flaş Haber için stüdyoya girdi. "Şu an elimize geçen bir haberi, son dakika haberini veriyorum, Karadeniz'deki bir gemiyi Çeçen teröristler kaçırdı" dedi. Hemen ardından alkış efektleri girdi, Heyooo coşkulu bir alkış, yanlışlıkla basılmış efekti! Olaya sevinir gibi oldu! Bu olayı unutmam.
'Radyo D radyoculuğun amiral gemisidir'Nasıl bir radyodur Radyo D?
Radyoculuğun amiral gemisiyiz. İlk kurulan radyolar arasında, köklü ve enerjisi yüksek bir radyoyuz.
Radyo D dinleyicilerine ne tür şarkıları dinletiyorsunuz ?
İnsanların sevebileceği şarkıları çalarız. Popüler müziği, pop ve rock şarkılarını da dinleyebilirler. Ağır dediğimiz parçalara çok yer vermiyoruz. Fantazi ve arabesk müzik duyamazlar.
Müzik listelerini hazırlarken ne gibi kıstaslar belirlediniz?
Aynı şarkıları çalmıyoruz. Dinleyenlerimiz gündüz neyi dinliyorlarsa, gece de o şarkıyı duyabilirler. Enerjik, hareketli parçalara öncelik veririz. Kulağa kötü gelecek şarkıları da Radyo D'de duyamazsınız.
'Şarkı yarışmamız realist bir yarışma'
Radyo D'nin sözel ağırlığı ne kadar? Ne tür programlarınız var?
Müzik ağırlıklı programlar yapıyoruz. 7 programcımız var. Hakan Gündüz'ün benim ve gece Melon Şapka programı sözel içeriklidir. Haftasonu Hakan Eren'in nostalji programı var. Saat başı haber, yol ve hava durumu bilgilerini de veriyoruz.
Müzik direktörlüğünün yanında program da yapıyorsunuz...
19.00 - 22.00 arası Dile D'den Ne Dilersen adıyla istek programı yapıyorum. İnteraktif bir program.
Radyo D şarkı yarışması hakkında bilgi verir misiniz?
İki kategori var. Beste ve ses. İki kategorinin birincisine de DMC'den single yapılacak. Finalistlerimiz belli oldu. Radyomuza binlerce şarkı geldi.
Televizyonlarda 'star' yarışması çok... Radyoda ne amaçla böyle bir yarışma düzenlediniz?
Üretimde büyük bir sıkıntı var. Yeni besteler yok. Bu iş bazı isim yapmış bestecilerin etrafında dönüyor. TV'lerdeki şov amaçlı. Bizimki realist bir yarışma. Amacımız yeni ses ve beste kazandırmak.
Milliyet
Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı








