Bakan Koç: En iyi yıl 2007 olacak
9/6/2007
Atilla Koç, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde gerçekleştirdiği basın toplantısında, arkeolojik kazılara ayrılan ödeneğin 12.5 trilyona ulaştığını bildirdi. Yabancı ülkelerin kazı heyetlerinin de Türkiye’ye davet edilmesi gerektiğini ifade eden Koç, başta komşu ülkeler olmak üzere Türk kazı heyetlerinin de yabancı ülkelerde kazı yapması gerektiğini söyledi.
Koç, 209 kazı çalışmasına ayrılan ödenekleri seçilen kazı başkanlarına sunarken, arkeolojik çalışmalarda gençleri çok başarılı bulmadığını, öğrencilerin niteliğinin hocaların niteliğini yansıtmadığını kaydetti. Koç, 'Bunu YÖK ve rektörlerle müzakere etmemiz gerekiyor' dedi.
Türkiye’nin turizmde ulaştığı en iyi rakamın 2007 yılına ait olduğunu söyleyen Koç, 2005 yılı ilk 5 ayında tüm 6 milyon 155 bin 113 kişinin, 2006 yılı ilk 5 ayında 5 milyon 507 bin kişinin, 2007’nin ilk 5 ayında ise 6 milyon 410 bin 60 kişinin Türkiye’ye geldiğini bildirdi. Koç, '2005’teki o büyük rekoru egale edeceğiz' diye belirtti.
İki ay sonra Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin iki katı büyüklüğe ulaşacağını ve etrafının sadece kültür merkezi olacağını dile getiren Koç, müzenin dünyanın sayılı müzelerinden biri haline getirileceğine işaret etti.
Bakanlık olarak, Ani Harabeleri’nde yer alan bir kilise ve bir caminin restorasyonunu gerçekleştireceklerini anlatan Koç, bir gazetecinin Dünya Anıtlar Fonu’nun Türkiye’deki 5 tarihi yerin tehlikede olduğunu açıkladığını hatırlatması üzerine, 'Başta İshak Paşa Sarayı ve Meryem Ana Kilisesi olmak üzere hepsi üzerinde çalışıyoruz. Bunlar sadece benim değil dünyanın malı' dedi.
Koç, iki sene içinde 150’ye yakın yabancı yayınevi ile anlaşıldığını ve 50 Türk eserinin yabancı dile çevrildiğini belirterek, Orhan Pamuk’un 7 eserinin 35 dile, Perihan Mağden’in ise 1 eserinin 9 dile çevrildiğini anımsattı.
Üç büyük şehirdeki opera-bale sahnelerinin görkemli hale getirilmesi için çalıştıklarını ifade eden Koç, 'Tabi, bazı yerlerde bu kadar çok opera olmalı mı olmamalı mı o da tartışılır. Ama biz üç büyük şehirdeki opera-bale sahnelerini görkemli hale getireceğiz' diye konuştu.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Rejim sorunu yaşanır
9/5/2007Baykal, Türkiye'de "AKP'yi aynı şekilde önümüzdeki dönemde de etkili kılacak olursak, vay Türkiye'nin haline" anlayışının hakim olduğunu, AKP iktidarı devam ederse Türkiye'de bir rejim sorunu yaşayacağının artık görüldüğünü söyledi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, SKY Türk televizyon kanalında katıldığı canlı yayında soruları yanıtladı. Baykal, cumhurbaşkanı seçimine ilişkin bir soru üzerine, bugün TBMM'nin vakarına, ağırlığına uygun düşmeyen bir durumla karşı karşıya bulunulduğunu söyledi.Meclis dekor haline dönüştürülüyor
CHP lideri, "Gerçeklerden uzak, Meclis'i dekor haline dönüştüren bir uygulama söz konusu. Güya yarın bir tur yapılacak. Sayın Gül, bu tabloya alet oluyor görüntüsü vermekten haklı olarak rahatsız. Bu politika tarafından rehin alınmış gibi bir görüntü vermektedir. Onun adaylığı kullanılmaktadır" diye konuştu.
Baykal, Gül'ü, adaylıktan çekilmesine ilişkin dilekçeyi TBMM Başkanlığı'na vermesi gerekirken, AKP Grubu'na verdiği gerekçesiyle eleştirdi.
İntikam duygusuyla hareket ediyor
Gelinen noktada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir yenilmişlik, intikam duygusuyla hareket ettiğini dile getiren Deniz Baykal, "Önce bir aday dayattın, olmadı. Şimdi de başka bir cumhurbaşkanı seçme modeli dayatıyorsun" dedi.
Baykal, "Yenilmişlik duygusu, intikam almak, hırsını çıkarmak, herkese haddini bildirmek anlayışı, 'anayasayı değiştirir burayı duman ederim' tavrı, daha da büyük sorun yaratmaktadır" diye konuştu.
Bu bitmiş bir iş
Sözlerini, "Bu bitmiş bir iş. Sen cumhurbaşkanı seçemedin. Cumhurbaşkanını seçme modelini değiştirme işini de yapamadın, yapamazsın, yapamayacaksın" diye sürdüren Baykal, yaşanan sürecin şık olmadığını TBMM'nin, anayasanın bir oyuna alet edilmek istendiğini kaydetti.
Mağdur değil mağrur
Baykal, "AKP seçimlerde mağduru oynayarak oy almaya mı çalışıyor" sorusu üzerine, "Ne demek mağduriyet? Sen yetkilerini kötü kullanmış, dayatmışsın. Mağdur lafı AKP'ye yakışmıyor. AKP mağrur, kibirli, burnu havada olduğu, 'ben dayatırım' dediği için bu noktaya geldi. Demokraside dayatma olmaz" diye konuştu.
Anayasa değişikliği için dün gerçekleştirilen oylamaya AKP milletvekillerinin tamamının katılmadığını kaydeden Deniz Baykal, "Samimiyetsiz bir tavır. Değiştiremeyeceğini, değiştirmemesi gerektiğini gördü, sınırını fark etti. Şimdi süreci devam ettiriyor gibi görünerek rolünü oynuyor" dedi.
Rejim sorunu artık görüldü
Baykal, şu anda Türkiye'de "AKP'yi aynı şekilde önümüzdeki dönemde de etkili kılacak olursak, vay Türkiye'nin haline" anlayışının hakim olduğunu, AKP iktidarı devam ederse Türkiye'de bir rejim sorunu yaşayacağının artık görüldüğünü savundu.
Baykal, rejim sorununun ötesinde çok ciddi ulusal bütünlük sorunlarının da ortaya çıkacağını iddia etti.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Siyasi İslam askeri güçle bastırılmaz
9/5/2007Yazar
Victoria Brittain'in Guardian gazetesinde yer alan yazısında Cezayir
örnek gösterilerek Türkiye'ye bir uyarıda bulunuluyor.
Brittain "Türkiye için bir uyarı" başlıklı değerlendirmede, 'siyasî
İslam'ı bastırmak için askerî güç kullanmak sadece felaket getirmiştir'
diye yazıyor.
"Türkiye'de bugün yaşananlar, on beş yıl önce Cezayir'de yükselen
siyasî İslam ve ordu yapılanması arasındaki güç mücadelesiyle endişe
yaratacak şekilde paralellik gösteriyor."
"Bu mücadele, Cezayir'i bir şiddet sarmalına düşüren, 200 binden fazla
kişinin ölümüne, on binlerce kişinin cezaevlerine konulmasına ve bir
milyon kişinin yaşadıkları yerlerden ayrılmak zorunda kalmasına neden
olan bir askerî darbeyle sonuçlanmıştı."
"Cezayir, Türkiye'ye, Atatürk'ün mirasının sonsuza dek kendisini koruyamayacağı yolunda bir uyarı."
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
1Mayıs'ta taksimde arbede!
1/5/2007Taksim'e çıkmak isteyen göstericilere müdahale eden polis, cop kullanmak bir yana, elindeki tüfekle göstericileri evire çevire dövdü.
Beşiktaş Ihlamurdere Caddesi üzerinde toplanan bir grup, İnönü Stadı'na gitmek üzere Dolmabahçe Caddesi'ne doğru slogan atarak yürüyüşe geçti. Gruba polis ekiplerince biber gazı da kullanılarak müdahale edildi.Gruptakiler ara sokaklara girerek kaçmaya çalışırken, polis ekiplerinde taş ve şişe attı. Gruptan bazı kişiler kovalamaca sonucu gözaltına alındı.
Ortabahçe Caddesi üzerinde toplanan bir grup da slogan atarak Taksim'e çıkmak üzere Dolmabahçe'ye yürümek istedi.
Polis, grubun yürüyüşüne izin vermezken, biber gazı sıkarak müdahalede bulundu ve çok sayıda eylemciyi gözaltına aldı.
Öte yandan, Karaköy Tophane'de toplanarak Taksim'e çıkmak isteyen
kalabalık bir gruba da polis ekiplerince müdahale edildi. Ara sokaklara
dağılan gruptan çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Kazancı Yokuşu önünde toplanan yaklaşık 2 bin kişilik gruba seslenen KESK Başkanı İsmail Hakkı Tombul, 1977’de öldürülen 34 kişiyi anmak için bir araya geldiklerini belirterek, “30 yıl önce burada karanlık eller vardı. Faşizme karşı omuz omuza diyenler, bu karanlık eller tarafından katledildiler. Biz bu karanlık elleri tanıyoruz. Onları Kahramanmaraş’ta, Beyazıt’ta, Bahçelievler’de, Sivas’ta, Şemdinli’de gördük. Boyun eğmeyeceğiz” diye konuştu.
DİSK Başkanı Süleyman Çelebi de, bugün İstanbul’da tarihi bir gün yaşandığını ifade ederek, “Sabahtan beri gördüğümüz baskılar yasalara aykırıdır. Bu kadar tahammülsüzlük anlaşılır gibi değil. İşte AKP’nin demokrasi anlayışı” dedi. Güvenlik güçleri, Kazancı Yokuşu önünde toplanan kalabalığın etrafını sararken, yer yer küçük gruplara müdahale etti. Televizyonların canlı yayın araçlarının ruhsatlarına el konuldu ve uydu çanaklarını açmalarına izin verilmedi. 1 Mayıs'ta güvenlik önlemleri, trafik kaosu ve polisin sert müdahalesi dikkat çekti. İstanbul Valisi Muammer Güler de yaptığı açıklamada, güvenlik önlemleri nedeniyle vatandaşların sorun yaşamasında sorumlu olanların 1 Mayıs'ta Taksim'e girmek isteyenler olduğunu söyledi.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
İran show yapıyor.
31/3/2007.BM'nin rehin İngiliz askerlerinin acilen serbest bırakılması çağrısına rağmen krizi tırmandırmayı sürdüren İran, 3 askeri devlet televizyonuna çıkararak 'İran karasularına girdikleri için' özür dilettirdi
DIŞ HABERLER SERVİSİ
Basra Körfezi'nde 15 İngiliz denizciyi karasularını ihlal ettiği gerekçesiyle 9 gün önce esir alan İran, olaydan derin kaygı duyduğunu açıklayan BM'nin askerlerin acil olarak serbest bırakılması çağrısı ve Türkiye'nin iyi niyet girişimlerine karşın meydan okumayı ve krizi tırmandırmayı sürdürüyor. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad İngiltere'nin özür dilemesini isterken, esir İngiliz askerlerden 3'ü daha Londra'nın şiddetli tepkisi görmezden gelinerek dün İran televizyonunda ekrana getirildi.
İran'ın Arapça yayın yapan resmi El Alem (Bayrak) televizyonunda ekrana getirilen görüntülerde, adının Nathan Thomas Summers olduğu belirtilen bir asker, İran sularına "izinsiz girdikleri" için özür diledi. Summers, kendilerinin, 2004'ten bu yana İran sularına giren ikinci grup İngiliz askeri olduklarının farkında olduğunu belirterek, "Sularınıza girdiğimiz için çok özür diliyorum" diye konuştu. Esir alındıktan bu yana İranlıların kendilerine iyi muamele ettiklerini ifade eden Summers, başka bir erkek denizci ve daha önce televizyona çıkarılıp özür dileyen kadın denizci Faye Turney ile birlikte, üzerinde meyve dolu bir kase ile çiçekler bulunan bir masa başında otururken gösterildi.
Askerlerinin İran karasularını ihlal ettiği iddiasını kategorik olarak reddeden İngiliz hükümeti, denizcilerin ekrana çıkarılarak özür dilettirilmesini, "çok çirkin bir hareket" olarak niteledi. Başbakan Tony Blair, İran'ın İngiliz askerlerinin kameralar karşısındaki görüntülerini yayımlayarak kimseyi kandıramayacağını, bu yolda devam etmesi halinde uluslararası toplumun tecridiyle karşı karşıya kalacağını söyledi. Blair, "İran'ın tüm yaptığı insanların nefret duygularını artırmak. Askerler, bu şekilde gösteriliyor ve yönlendiriliyorlar, kimse buna kanmaz" diye konuştu. Blair, sorunun tek çözümünün askerlerin sağ salim serbest bırakılması olduğunu sözlerine ekledi.
Özür dilesin
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, İngiltere'nin kendilerinden, "İran sınırlarını ihlal ettiği için özür dilemesini" istedi. Ahmedinecad'ın bu isteği, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la önceki gün yaptığı telefon görüşmesinde dile getirdiğini bildirdi. İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki de İngiltere'nin sınır ihlalini kabul etmesi durumunda, Tahran'daki büyükelçilik yetkililerinin gözaltındaki askerleri görebileceklerini söyledi.Bush ve Blair'in kurbanıymış
İran, dün rehin asker Faye Turney'ye ait olduğunu ileri sürdüğü üçüncü mektubu yayımladı. Mektupta, "Bush ve Blair hükümetlerinin müdahaleci politikalarının kurbanı olduğu, hükümetlerinden diğer insanlara karşı insafsız tutumlarını değiştirmelerini istemelerinin zamanının geldiği" ifadeleri yer aldı. İngiliz halkına hitaben yazılan mektupta ayrıca, Irak'taki Ebu Gıreyb Cezaevi'nde tutuklulara yapılan kötü muamele eleştirildi.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Baykal:''AKP, Türkiye'yi perişan ediyor. istanbul
13/3/2007CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''İhale ve rant, bu iktidarın temel ilgi konusudur'' dedi.
Baykal,
CHP TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, İstiklal Marşı'nın kabul
edilişinin 86. yıldönümü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.
Milli mücadelenin, alışılmış, sıradan milli kurtuluş mücadelesi olmadığını
belirten
Baykal, bu mücadelenin bir boyutunda milli devlet ve istiklal özlemi,
öteki yanında da Batı medeniyetinin kültürünü dayatma girişimine karşı
bir inanç ve maneviyat mücadelesi olduğunu söyledi.
Milli istiklal ve dini kimliğin ayakta tutulması ihtiyacının birlikte
olduğunu,
Mehmet Akif Ersoy'un bu iki duyguyu, kendi kimliğinde taşıyan bir insan
olarak, İstiklal Marşına taşıdığını belirten Baykal, istiklal
mücadelesinin bütün aşamalarında bu iki duygunun birlikte olduğunu
görmenin de mümkün olmadığını kaydetti. Baykal, yabancı güçlerin, pek
çok din adamını kendi hedeflerine destek için kullanmayı başardıklarını
söyledi.
Dış güçlerin, bir ülkede belli amaçlara ulaşmak için çoğu kere o ülkenin
ulusal
kimliğine, dini inançlarını kullanarak sızma ve etkileme yaklaşımı
içine girdiklerini anlatan Baykal, bu duruma örnek olarak Osmanlı
İmparatorluğu döneminde İngilizlerin yaptığı girişimleri gösterdi.
''ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ''
CHP lideri Baykal, şöyle konuştu:
''(Gerçek milliyetçilik nedir?) konusuna, bazıları sadece din penceresinden
bakarak cevap verirler, bazıları onunla birlikte milli çıkar penceresinden
bakarak
değerlendirmelerini öyle yaparlar. Bazen, din penceresinden bakanlar
milli çıkara ters düşen uygulamalar içine girerler, milli çıkarlara tam
karşı çıkan bir anlayışı, dini anlayışın kisvesi altında götürürler ve
bunu milliyetçilik diye kabul ettirmeye kalkarlar. İşte bu zihin
kargaşasından Türkiyemizi kurtarmak lazımdır. Son zamanlarda bazı
araştırmalara yansıyan garip sonuçların altında yatan budur. Bu
ölçülerde baktığınız zaman, hiçbir zaman milliyetçi sıfatına layık
göremeyeceğiniz siyasi hareketlerin, milliyetçi gibi kabul edildiğine
tanık olursunuz. İstiklal savaşımızın ilk yıllarında kendini göstermiş
olan o yanılgı, aradan 90 yıl geçmesine rağmen ne yazık ki halen devam
etmektedir. Kendini göstermektedir.''
Türkiye'nin bu oyunlara
bir daha düşmemesi gerektiğini ifade eden Baykal, Türkiye'de ırkçı
milliyetçilik olamayacağını, milliyetçilik anlayışlarının Atatürk
milliyetçiliği olduğunu söyledi.
İSTANBUL'UN SORUNLARI
Son
günlerde İstanbul'da yaşanan olayları da değerlendiren Deniz Baykal, bu
olayların, Türkiye'de ortaya çıkan çürümeyi, çözülmeyi, can ve mal
güvenliğinin bulunmadığını, çağdaş bir toplumsal yaşamın bütün
temellerinin yavaş yavaş ortadan kalktığını gösterdiğini kaydetti.
Baykal, İstanbul'un, 15 yıldır AK Parti zihniyeti tarafından yönetildiğini,
altyapı
ve trafik sorunlarının çözülemediğini ve bu ortaya çıkan tablodan AK
Parti'nin sorumlu olduğunu savunarak, İstanbul'un hızla yaşanmaz bir
hale dönüştüğünü kaydetti.
Baykal, şöyle konuştu:''İstanbul,
hukukun etkisini kaybettiği, kimsenin kimseye hiçbir sorumluluk
duymadan her şeyi yapma hakkına sahip olabildiği, hırsızlığın,
kapkaçın, yaralamanın, öldürmenin artık sıradan olaylar haline
dönüştüğü bir garip metropol haline dönüşmeye başlamıştır. Bu kabul
edilebilir tablo değildir. Bir çürüme, bir yozlaşma yaşanıyor.''
Bu yozlaşmanın altında, izlenen ekonomik ve sosyal politikalar ile
içeriksiz,
kültürsüz ve ideolojisiz siyaset anlayışının çok önemli yer tuttuğunu
belirten Baykal, ''Böyle bir manzara sürdürülemez. AKP, Türkiye'yi
perişan ediyor. İstanbul'u perişan etti. Bundan sonra daha büyük
sıkıntılarla karşı karşı kalacağız. Bu, bütün Türkiye'yi de bekleyen
gelecek modeli olarak önümüzde duruyor. Buna karşı hep beraber ciddi
bir tepki göstermek zorundayız'' dedi.
KENT TRAJEDİLERİ
Yaşanan olayların büyük kent trajedileri olduğunu ifade eden Baykal, CHP
İstanbul
Milletvekili Zeynep Damla Gürel'in de İstanbul'daki kapkaç olaylarından
payını aldığını anımsattı. Baykal, sorunların kişisel değil, toplumsal
boyutu olduğuna dikkati çekti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin
10 milyar dolarlık bütçesi olduğunu, ancak metro dahil altyapı
sorunlarının çözülemediğini ifade eden CHP Genel Başkanı Baykal,
bütçenin ihale yapılarak harcandığını öne sürdü. Baykal, ''İhale ve
rant, bu iktidarın temel ilgi konusudur. Bu iktidarın, ne İstanbul
yönetiminin ne Başbakanın, gasp, talanla, ölen çocuklarla bir ciddi
ilgisi yoktur. Ama rantla, ihale ile birebir ilişkisi vardır'' diye
konuştu.
Dilara Dumrul'un ölümünden sonra, MVM şirketinin patronu ile İstanbul
Büyükşehir
Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın buluştuğu ve avukatlarının aynı kişi
olduğunun anlaşıldığını anlatan Baykal, işleri ortak avukatın
götürdüğünü öne sürdü.
''6 TRİLYONUN HESABINI KİM VERECEK?''
Şirketin ortağının Alman değil Arap olduğunun ortaya çıktığını ifade eden
Baykal, şunları söyledi:
''Çok açık bir şekilde İstanbul Büyükşehir Belediye başkanına şu sorular
soruluyor: 12 trilyon liraya alınan bir ihale, onu alan firma tarafından 6
trilyon liraya taşeron firmaya veriliyor mu verilmiyor mu? Taşeron firma, 6
trilyona
yapıyorsa, sen nasıl oluyor da 12 trilyon liraya veriyorsun? Senin 12
trilyona verilen bir iş, 6 trilyona yapılabiliyorsa, bunun seni
ilgilendiren bir tarafı yok mu? 12 trilyona verdiğin ihale, niçin o
firmaya veriliyor? Nedir o firmanın özelliği? Başbakanın, bakanların
üyesi olduğu bir vakfın üyesi olan bir kişinin firması, bunu gerçekte
yapılabileceği kanıtlanmış olan bedelinin 2 katına alabiliyor... Şimdi
sen, bana bunun hak ettiği için 12 trilyona o firmaya verildiğini kabul
ettirebilir misin? 6 trilyonun hesabını kim verecek? 'Para yok, metroyu
yapamıyorum' diyorsun. Parayı ne carcur ediyorsun eşe dosta? AKP'nin
dostlarına eşlerine...''
YENİ İDDİALAR
CHP Genel
Başkanı Baykal, Ömerli-Dudullu Çelik Boru hattındaki ihalenin de 12
trilyon liraya Kalyon İnşaata verildiği, Kalyon inşaatın da işi 9.6
trilyon liraya başka bir şirkete devrettiği öne sürdü. Baykal, bu
olayda İstanbul halkının hakkı olan 2.5 trilyon liranın gittiğini ileri
sürdü.
Deniz Baykal, Asya Bölgesi 1. Kısım Su Kanalı İnşaatının da 12 trilyon
liraya
Gürgen İnşaata verildiğini, Gürgen inşaatın da 6 trilyona taşeron
firmaya devrettiği ifade ederek, bunların İstanbul'un günlük gerçekleri
olduğunu kaydetti.Baykal, ''Başbakanın haberi yok mu bunlardan?'' diye
sordu.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Erdoğan ve arınç: Hüngür hüngür ağladılar
12/3/2007Başbakan Tayyip Erdoğan ve Meclis Başkanı Arınç'ı ağlatan neden neydi?Her ikiside göz yaşlarını tutamadı.
İstiklal Marşı’nın TBMM’de kabul edilişinin 86. yıldönümü anısına
Meclis’te düzenlenen törende, TBMM Başkanı Arınç ve Başbakan Erdoğan,
Çanakkale Şehitleri Kasidesi okunurken gözyaşlarını tutamadı.
İstiklal Marşı’nın TBMM’de kabul edilişinin 86. yıldönümü anısına Meclis’te bir tören düzenlendi. Törene TBMM başkanı Arınç ve Başbakan Erdoğan’ın yanısıra çok saylıda bakan ve milletvekili ile davetliler katıldı.
BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜMÜZÜN MUTABAKAT BELGESİ
Törende bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, Türk Milleti’nin en önemli karakterinin milli marşının adında da yeraldığı gibi “istiklal” olduğuna işaret ederken, “Yani bağımsızlıktır, yani hürriyettir” dedi. İstiklal Marşı’nın, Türk milleti’nin ortak sesi, ortak vicdanı olduğunu belirten Erdoğan, “İstiklal marşı, milletimizin birlik ve bütünlüğünü temsil eden en önemli mutabakat belgesidir” dedi.
12 MART MİLLİ GÜN OLUYOR
Başbakan Erdoğan, bugünkü Bakanlar Kurulu toplantısında, İstiklal Marşı’nın kabulü olan 12 Mart’ı milli gün olarak etme kararı aldıklarını da bildirdi. Erdoğan konuşmasını, “Allah milletimize bir kez daha İstiklal Marşı yazdırmasın” diye tamamladı.
TBMM Başkanı Arınç da konuşmasında, yokluk ve imkansızlıklar içinde açılan İlk Meclis'in milli irade kokan duvarlarında yankılanan İstiklal Marşı’nın, tüm dünyaya Türk Milleti’nin özgürlüğe olan tutkusunu haykırdığını vurgularken, “Ülkenin dört bir yanından acılı haberlerin geldiği, hatta Meclis'in Kayseri'ye taşınmasının bile konuşulduğu bir ortamda, Gazi Meclis'te kabul edilen bu marş, milletimizin bağımsızlığa olan güçlü inancını simgeliyordu” dedi. Kendini milletinin bağımsızlığına ve istiklaline adamış vatan şairi Mehmet Akif'in kaleminde hayat bulan İstiklal Marşı’nın, yurdun her yanına yayıldığını anlatan Arınç, “Ülkenin kırık dökük her köşesinde dalga dalga yankılanan bu marş, milletimizin özgürlük umudunu yeşerterek ilham kaynağımız haline geldi” diye konuştu. Arınç sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim tarihimizin son iki yüzyılı sıkıntılarla geçmiştir. Hayatta kalmak ya da parçalanıp yok olmak. Ülke bu iki seçenek arasında sıkışıp kalmıştır. İstiklal Marşı bir imparatorluğun çektiği acıların özeti, bir Cumhuriyetin çekilen bu acılara isyanını seslendirdiği manifestodur. Bu marş tarihimizin son iki yüzyılında acılar içinde hayatta kalmaya çalışan büyük bir çınarın ruh halini tarif ederken, o çınardan boy veren Cumhuriyetin bağımsızlığını ilan eder aynı zamanda. Topraklarımız, milletimiz; bitmeyen savaşlar, kavgalar ve yokluklar içinde var olma mücadelesi veren bir avuç vatanperverin çırpınışlarına şahit olmuştur. İstiklal Marşı'nın şairi bu vatanperverlerden biridir. Onun kaleme aldığı şiir de o vatanperverlerin ruh halini yansıtır. Bu ruh halini iyi tahlil etmek gerekir. Bu şiir bir yenilgiyi, pes etmeyi, bağımsızlıktan vazgeçmeyi reddeder. Şiirin mısralarında o vatanperver insanların kalplerinde taşıdıkları iman gücü, gözlerinde parlayan isyan ışığı ve yüreklerindeki özgürlük aşkının tarifi vardır.”
BİR DEVRİMİN MANİFESTOSU
Arınç, İstiklal Marşı’nın sadece milli marş olmadığını, aynı zamanda unutulmaması gereken bir mücadelenin destansı tarifi olduğunu kaydederken, şöyle dedi:
“Taşıdığı ruh, özgürlüğümüz ve bağımsızlığımız için yapmamız gereken fedakarlıkları ve özveriyi anlatır. İstiklal Marşı bir meydan okumadır. Esarete isyandır, başkaldırıdır. Bir devrimin manifestosudur. İçinde bitmeyen bir ülke aşkı, özgürlük tutkusu ve mücadele ruhu vardır. Savaş meydanlarında yazılmıştır bu marş. Mermilerin, bombaların patladığı zamanlarda yazılmıştır. Köylerin, kasabaların, bozkırların arasında süren bir kurtuluş yolcuğunun notlarıdır bunlar. Sarılmamış yaralarından kanlar akarken, savaş meydanında can veren çocukların ağıtıdır. Biz bu marşa sahip olmak için çok bedel ödedik. Çok can verdik. Bu marş feda edilmiş bedenlerin, aşk ile şehadete koşan ruhların arkasından yazılmış destandır. Gelecek için bir temenni, özgürlüğümüz, bayrağımız, inancımız için bir büyük ilandır.”
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ KASİDESİ AĞLATTI
Konuşmaların ardından TBMM personelinden oluşan koro, Mehmet Akif’in şiirlerinden bestelenen şarkıları okudu. TRT sanatçılarından Bilal Demiryürek’in Çanakkale Şehitleri Kasidesi’ni okuduğu sırada ise TBMM Başkanı Arınç ve Başbakan Erdoğan gözyaşlarını tutamadı.
Hürriyet
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
TBMM'de 'vatan haini' tartışması
7/3/2007CHP, Başbakan Erdoğan'ın Milliyet Ankara Temsilcisi Fikret Bila'yı vatan hainliğiyle suçlamasını TBMM gündemine taşıdı
ANKARA Milliyet
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin, medyaya yönelik baskılarla ilgili araştırma açılması yolundaki önergesinin görüşmeleri sert tartışmalara sahne oldu.
AKP milletvekilleri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Milliyet Ankara Temsilcisi Fikret Bila'yı vatan hainliğiyle suçlamasını gündeme getiren CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol'a, "Az demiş" diye tepki göstedi. Anadol da, "Suçladığınız gazeteciler, Erdoğan'dan daha vatanseverdir" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda AKP'nin oylarıyla reddedilen önerge üzerinde konuşan CHP Yozgat Milletvekili Emin Koç'un, Star gazetesi için "iktidar yardakçısı" nitelemesinde bulunması tartışma yarattı.
AKP'den itirazlar
Koç, AKP milletvekillerine Cumhuriyet gazetesinin "Cumhuriyete sahip çık" reklamından neden alındıklarını sordu.AKP sıralarından, "Cumhuriyetin bekçiliğini kimse size vermiyor" diye laf atıldı. AKP Grup Başkanvekili İrfan Gündüz ise, "Elindeki mikrofonu ya da kalemi kara bir kampanya başlatarak iftiraya alet edenleri nasıl düşünce özgürlüğüyle bağdaştırıyorsunuz" diye karşılık verdi.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol da konuşmasında, Erdoğan'ın medyanın bir şeyler karşılığında iftira attığı yolundaki açıklamalarını anımsatarak, "Bir başbakan, bir suça muttali olmuş, bunu yargıya götürmemişse yaptığı iş şartajcılıktır. Adamı tehdit edeceksin; 'Lehime yazmazsan bak haa!' Bu zihniyet 1950'lerde Hüseyin Cahit Yalçın'ı, Cüneyt Arcayürek'i hapse atan zihniyettir" dedi.
Anadol ile AKP'li milletvekilleri arasında şu diyaloglar geçti:
Kanaltürk'e sansür iddiası
Kanaltürk kameramanı Cengiz Aldemir, dün TBMM basın kapısı önünde milletvekilleriyle röportaj yapmak için izin talebinde bulundu. İletişim Daire Başkanı Feridun Keşir talebi reddetti. Aldemir de konuyu CHP'li İdare Amiri Erdoğan Yetenç'e iletti. Yetenç Keşir'e, "İçtüzüğe göre çekim yapabilir. Neden engelliyorsunuz?" diye sordu. Keşir'den, "Muhabir olmadan çekim yapamaz" yanıtını alan Yetenç, "Kötü niyetlisin" dedi. Hükümete muhalif çizgi izleyen "Barem" adlı derginin de TBMM'de dağıtımının engellendiği öne sürüldü.
alıntı: Milliyet
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı







