KEYİFLİ
BLOG


Keyifli Blog

En keyifli internet sörfüne ulaşmak amacımız.

Mankenlere taş çıkartıyor

26/8/2008
Kategori: Magazinel

Mankenlere taş çıkartıyor

ESKİ mankenlerden İlgi Gövsa bu yıl Bodrum Türkbükü Lola Beach’te halkla ilişkiler görevini başarıyla sürdürürken aynı zamanda tatilini de yapıyor. Deniz keyfinin ardından duş yapan Gövsa fiziği ile yeni mankenlere taş çıkartıyor.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Ünlüler gibi dans et!

10/5/2007
Kategori: Magazinel

Hayranı olduğun ünlülerin dansını taklit etmek istiyorsun ama sana çok karışık ve zor mu geliyor? O halde, hemen şimdi CD çalarının başına geç ve sayfadaki adımları takip ederek partilerin göz bebeği olmayı garantile!

Avril Lavigne

1- Sol elini beline, sağ elini ensene koy.
2- Ellerini yumruk yapıp, sol veya sağ elini öne doğru uzat, ama dirseğinden biraz bükerek elinin biraz geride kalmasını /_newsimages/3333544.jpg sağla.
3- Kollarını dirsekten bükerek göğsünün üzerine tut.
4- Sağ el parmaklarının arasını iyece açarak öne doğru uzat.
5- Ellerini çapraz olacak biçimde önünde birleştir.

 


Britney Spears

1- Ellerini kalçanın üzerine koyup, başını hafifçe yukarı kaldır. 
2- Başın aynı pozisyondayken sağ elini yana doğru uzat.
3- Bacaklarını omuz hizasında aç. Dizlerini büküp, yere çömel. Sol elini sol dizine, sağ elini iki bacağının ortasına /_newsimages/3333539.jpggelecek şekilde yere koy. Dizlerini birbirine yaklaştır ve aç. Bu hareketi birkaç kez tekrarla.
4- Ayağa kalkıp, iki kolunu beraberce omuz hizasında sağa ve sola doğru salla.
5- Sola dönüp, sağ elini dirseğinden bük ve üst kolunu yüzünün önüne gelecek şekilde kaldır.

 

Jennifer Lopez


1- Parmak uçlarında durup, ellerini havaya kaldır.
2- Kalçanı hızlı bir şekilde sola at. Parmak uçlarında dururken, dirseklerini bükerek kollarını yana doğru aç. /_newsimages/3290935.jpg
3- Ellerini beline koyup, kendi etrafında dön.
4- Kollarını aynı anda sola doğru kaldır ve kalçanı sağa, sola sallamaya başla.
5- Ellerini iki yanda serbest bırak ve göbeğini salla.


Justin Timberlake

1- Ayakların hafif aralıkken, ellerini önünde çapraz yap.
2- Öne doğru hızlıca eğilip, dizlerini bük ve ellerini yukarı kaldır. /_newsimages/3333542.jpg
3- Ellerini havaya kaldırıp, zıpla!
4- Kollarını açıp, aynı anda başını sağa, sola doğru oynat.
5- Vücudunu sağa doğru eğip, sağ elini dirseğinden kır. Sağ ayağını da dizlerinden kırıp, baldırlarını geriye at. Parmak ucunda yere basıp, sol ayağını, sağ dizinle aynı hizaya gelecek şekilde yere koy.

kaynak:Hürriyet

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Buzda din istismarına tokat

12/3/2007
Kategori: Magazinel

Buzda dans yarışmasında seyircilerin SMS oylarını etkilemek için yapılan istismarlara halktan tokat gibi cevap geldi.

Buzda Dans Yarışması'nda elenen eski yarışmacıların da konuk olarak performans gösterdiği gecede gözler Zeynep Tokuş ile Asena’nın üzerindeydi.

Zeynep Tokuş'un "Atatürkçülük" Asena'nın "aile bağları" partnerinin ise Müslüman olacağını açıklaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Siyasetten spora birçok alanda, insanların puan toplamak için yaptıkları işi değil de toplumsal değerleri önplana çıkarması sizi nasıl etkiliyor?
Anlayışla karşılıyorum
İlgilenmiyorum
Olumlu etkiliyor
Olumsuz etkiliyor

Yarışmacılar iki ayrı gösteri yaptı.

Gerçekten de her ikisi de gerçek buz dansçılarıymış gibi kusursuz bir performans gösterdi.

Zeynep Tokuş da, Asena da güzellikleri ve fizikleriyle buz pistini doldurdu, görsel bir şölen sundular izleyenlere. Her şey buraya kadar çok güzeldi. Jürinin bu kez hiç etkisi olmayacak,  yarışmanın birincisini halktan gelen SMS oyları belirleyecekti.

Puanlar başabaş gidiyordu. Ekranın kenarında  puanlar açıklanıyor heyecan doruğa çıkıyordu. Kırmızı yarışmacı yüzde 50.2, Mavi yarışmacı yüzde 49.8 puandaydı.



DUYGU SÖMÜRÜSÜ

Dansların sonunda iki ünlü yarışmacı da,  mikrofonun önüne geldi. Son sözlerini söyleyeceklerdi.

Önce, Zeynep Tokuş, hafiften bir "Atatürkçülük" dokundurması yaptı.  Ardından da Asena aile bağlarıyla ilgili yarı ağlamaklı bir konuşmayla seyircileri etkilemeye çalıştı. Kendisini babaannesinin kendisini büyüttüğünü, babasının hayatında ilk kez kendisini izlemeye geldiğini söyleyip, "Bu birinciliği babama hediye etmek istiyorum" diyerek ekran başındakileri duygulandırmaya çalıştı.

Ama asıl süpriz Asena'nın partneri Jan Luggenholcher'den geldi. Konuşmak  istediğini söyleyip birden "Müslüman olacağını" açıkladı. Asena'nın sevinci görülmüye değerdi. Havalara uçtu, mutluluktan dakikalarca sarıldı partnerine. Yine gözler dolu dolu. Yaş gözünün kenarına takıldı kaldı, ama bir türlü yanaktan aşağı süzülmedi.

TOKAT GİBİ CEVAP

Bu görüntülerin ardından reklama girildi. Reklam dönüşü yayına girildiğinde saatlerce başabaş giden yüzde durumu, inanılmaz  bir biçimde kırmızı yarışmacı lehine değişmişti. SMS patlaması yaşanmış, neredeyse yarı yarıya olan yüzdeler, kırmızı yarışmacı lehine yüzde 69.8'e, yüzde 30.2 olarak değişmişti. Salonda bir "oooooooooo" sesi yükseldi. Herkes şaşırmıştı.

Zeynep Tokuş, bozulmuştu. "Asena'nın partnerinin Müslüman olacağını neden şimdi açıkladığını" sordu, ve bunun yalnış olduğunu belirtti. Partneri Robert Beauchamp da, İngilizce sözlerle kınadı rakibini.

Jüri üyesi Sema Çelebi,  Jan'ın Müslüman olacağını söylemesiyle Asena'nın bu yarışmayı kazanacağını iddia etti. Diğer Jüri üyeleri fikir beyan etmedi.

Ancak tam yarışmanın sonucu açıklanacakken, jüri üyesi Ahmet Olcayto Tuğsuz, son itirazını yaptı ve, "Bu yarışmayı Zeynep Tokuş kazanacak. Ben Türk halkının böyle din sömürülerine pirim vereceğine inanmıyorum" dedi. Ve dediği de çıktı.

Türk halkı, elindeki telefondan, duygu sömürüsüne, din sömürüsüne tokat gibi bir cevap verdi: "Bize, yaptıklarını göster, değerlerimle, duygularımla oynayıp beni sömürmeye kalkma."


Hürriyet


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Milyarder fahişe

6/3/2007
Kategori: Magazinel

2 bin dolara dilenci oldular!

. İster bunun adına rezil olmak deyin, ister heyecan. Parayı veren zengin, değişik kılığa giriyor
Rusya'da bir şirket, ülkenin en zengin kişilerine parayla 'sıradışı' oyunlar vaad ediyor. Şirkete 2 bin dolar para yatıran zenginlerden kimi fahişe, kimi dilenci, kimi de polis olabiliyor. Moskova doğumlu 43 yaşındaki Sergey Knyazev'in kurduğu şirket, parası olup canı sıkılan müşterilerine değişik heyecanlar sunuyor.

MİLYARDER FAHİŞE
Örneğin; bu oyun için başvuranlara tasarım fabrikalarında özel kostümler dikiliyor ve sefil kıyafetler içindeki zenginler Moskova sokaklarına dağıtıyorlar. Trafik polisi olan rüşvet alıp, bunun heyecanını yaşıyor. Milyarder kadın ise, bir gününü fahişe gibi geçiriyor. Şirketin müşteriler arasında zenginlerin yanı sıra ünlü siyasetçiler de bulunuyor.

Para bu adamı vezirde eder rezilde,kişide para çuvalla akıl ise gramla ise genellikle bu parasının hesabını bilmeyen zibidi parasıyla rezil olmayı çok güzel başarır.

Ne diyelim allah akıl fikir versin.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Eyşan'ın dönüşü

5/3/2007
Kategori: Magazinel

  Özhim, uzun süredir ortalarda görünmüyordu. Network'ün mankenliğini bıraktıktan sonra kabuğuna çekilen Özhim, FHM Dergisi'ne verdiği seksi pozlarla geri döndü. İşte o pozlar:



Televizyon konusunda çeşitli projeler hazırladığını ancak teklif almadığını belirten Eyşan Özhim, Bayezıt Öztürk ve Okan Bayülgen'in rakibi olmayı planladığını söylüyor.

Öğle kuşağında program yapmayı düşündüğünü de dile getiren Özhim, bir dizi ve iki tane de sinema projesini çok yakında hayata geçireceğini belirtiyor.







Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Mahsun Popstar'a pahalı gelmiş

4/3/2007
Kategori: Magazinel

‘Popstar Alaturka’ yarışmasına beşinci jüri üyesi olması için teklif götürülen türkücü Mahsun Kırmızıgül, bölüm başına 50 bin YTL isteyince yapımcılar çark etti. Ebru Gündeş, Bülent Ersoy, Orhan Gencebay ve Armağan Çağlayan’dan oluşan jüride yer alması istenen Kırmızıgül’ün astronomik fiyatı üzerine, yapımcılar rotayı İbrahim Tatlıses’e çevirdi. Türkücü, jüri üyeliği için yapılan teklife sıcak bakıyor.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

"LUCESCU BEŞİKTAŞ'TA OYNAMIYOR MU"

2/3/2007
Kategori: Magazinel

İŞTE MUSTAFA YILDIZ'IN "KRAL MAGAZİN" DERGİSİNDE HER HAFTA BÜYÜK İLGİ GÖREN "ANLAT BAKALIM" KÖŞESİNE KONUK OLAN YELDA BAŞARAN'IN MÜTHİŞ İNCİLERİ...

.

Bir röportajında kendine rakip tanımadığını söylemiştin. Hangi anlamda rakipsizsin?
Piyasada benim tarzımda olan yani kültürlü, şarkıcılık ve sunuculuk eğitimi almış, sahne duruşu olan, müzisyen genleri taşıyan ve sahne ışığı olan aklı başında kimse yok doğru. Ve ben daha 23 yaşındayım. Yani kısaca benim kalitemde kimseyi göremiyorum. Sahnelere bakarsanız herkes yaşını başını almış durumda. Mesela Gülşen!..

Nesi var Gülşen'in?
Sahnelerin en soğuk solisti! Eline iki tane şans geçti. Biri Erol Köse, ikincisi ise Reha Muhtar. Onlar olmasa ne olurdu bilmiyorum. Bence iyi bir ses, ama görsel olarak elektriği sıfır. Resmen donuk bir tip!

İlk albümün "Şıpsevdi" de umduğun başarıyı yakalayabildin mi?
Son dönemde albüm çıkaran birçok ünlü sanatçının albümünden daha başarılı oldu diyebilirim. Hiç reklam yapmadan ve spekülatif bir isim olmamama rağmen 10 bin sattı.

Peki albüm çıkar çıkmaz canlı yayında göğsünün fırlaması da mı reklam değildi?
Olay gerçekten kazaydı. Benim o tarz bir reklama ihtiyacım yok. İnsanlar benim göğsümü görüp de kasetimi alacaklarsa ben bu işi hiç yapmıyım, böyle bir saçmalık yok. Etle kaset satışı olmaz! Bizim camiada ne yazık ki insan bedenleri hoyratça kullanılıyor ve ben buna çok üzülüyorum. Eğer gündem yaratmak isteseydim gider Çankaya'nın önünde soyunurdum!

İsmail YK?
Sonuna kadar reklam. Yeni bir klip çektikten hemen sonra bir insan yüz felci geçirip iki gün sonra da programlara çıkıp oynayamaz. Bizim halkımız ağlayanın ve mağdurun, hastanın yanında olmayı sever. O da bunu çok iyi kullanıp bal gibi reklamını yaptı. İnsanları aptal yerine koydular ayıp!

Öğrenim durumun ne?
Yıldız Teknik Üniversitesi Fotoğraf bölümü mezunuyum. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünü de bitirdim. Sanat dünyasındaki bir çok isimden daha kültürlüyüm. Boş değilim yani.

Sana göre sahnelerdeki en büyük eksik?
Alımlı, genç ve güzel dans eden bir kadın yok açıkçası. Sizde biliyorsunuz ki sahnelerdeki bir çok kadın solist yaşlandı artık. Bu saydığım kriterlere uyan sadece Petek Dinçöz ve ben varım. Petek'le aramızdaki tek fark seslerimiz. Benim sesim, Petek'e on basar, hatta bine de böler yani!

Bu kadar iddialısın yani. Kızmasın Petek sana..
Doğrular insanı kızdırmamalı. Onu kendime rakip olarak görmüyorum! Kendisi ne assolisttir nede sanatçı. Sadece medyatik bir solisttir!

Hedefin ne Yelda?
Hem sunucuyum hem de solistim ve güzel bir kadınım. Bu özelliklerimi sahneyle birleştirerek şov yapmak istiyorum. Dünyada bu işi iyi yapan İtalyan Rafaella Carra'yı görüyorum. En büyük hedefim Carra gibi iyi bir popstar ve başarılı bir showgirl olabilmek.

Bir röportajında "Her rolün üstesinden gelirim" diye bir açıklaman var. Bu kamera karşısında sınırsız olduğun anlamına mı geliyor?
Osman Yağmurdereli bir görüşmede bana, "Bir anda çok güzel masum bir kız, hemen ardından ruhun değişip vamp ve seksi bir kadına bürünebiliyorsun" dedi. Bu yorum aynen beni yansıtıyor. Sınır konusunda ise, daha yolun başındayım ama oyunculuk ruhum var. Dolayısıyla oyunculukta kural olmaz kuralına inanıyorum. Sinemada Türkan Şoray kanunlarım yok. Başarabileceğime inandığım her rolü oynarım.

Oyunculuk teklifi aldın mı hiç?
Yakın zamanda böyle bir teklif aldım. Şöhret olmak isteyen fakat yönetmen tarafından sürekli kandırılan bir kızın hikayesi. Oyuncu ve şarkıcı olmak isteyen kızı ben yönetmeni ise Cem Kılıç canlandıracak. Bunu da ilk kez size söylüyorum bir TV dizisi.

Yönetmenin tuzağına düşecek misin?
Dikkat etsin çünkü yönetmeni kendi kazdığı kuyuya düşüreceğim. He he! Zekasını seven ve aklına güvenen bir kadınım. Kim demiş güzeller aptal olur diye. İşte en somut örneği, hem güzelim hem de akıllı!

Bence kendine çok fazla güveniyorsun..
Bu konuda mütevazı olamayacağım. Allah bana bonkör davranmış..

Sende biraz tehlike seziyorum ben..
Değişken bir yapıya sahibim. Bir anım diğerine uymaz benim. Hayatın kendisi çok tehlikeli, benimde tehlikeli olmam normal. Eğer aptal bir kadın olsaydım, hayat hüüüp diye içine çekip yutardı beni!

Tarkan'ın şarkısına benzedi..
(Gülüşmeler) Kimsenin içinde yaşamaya niyetim yok. Ben özgür bir kadınım..

Özel hayat ne durumda?
Kimse yok. Sadece arkamda sürüsüne bereket bir playboy ordusu var. Araya birilerini koyup benimle tanışmak istiyorlar ama ben zor erkeği seviyorum.

Zor erkek kaldı mı?
Yakışıklı erkeklere baktığımda çoğu biseksüel olmuş, zengin erkeklere baktığım da ise hepsi evli. Diğerleriyse kafayı yemiş durumda. Günümüzde erkekler kadınlara özeniyor.

Kendini Angelina Jolie'ye benzetiyor musun?
Sabah yataktan kalktığım makyajsız halim benziyor evet. Özellikle de bakışlarım ve mimiklerimi benzetiyorlar. Milyonlarca kadın ve erkeğin beğendiği ve onun gibi olmak için estetik operasyon yaptırdığı dünyaca ünlü birine benzemek hoşuma gidiyor. Angelina'nın Türkiye şubesiyim. (Gülüşmeler)

Tavşan diyen olmuyor mu?
Evet dişlerimden dolayı çok söyleniyor. Ama kendimle barışık olduğum için umursamıyorum bile.

Hangi takımı tutuyorsun Yelda?
Beşiktaş!

Bana bir tane Beşiktaşlı futbolcu adı söyle..
Immmm Lucescu var.. Bir de Hasan Şaş. Galatasaray da ise Özcan Canaydın var ama tam olarak görevini bilmiyorum.

!!!!

Futbol bilgini tebrik etmek istiyorum Yelda!!

(Mustafa Yıldız)

Yorum (5) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Deniz Seki :" Sanatcıların defosu megaloman olmalarıdır."

2/3/2007
Kategori: Magazinel

     Siemens Diyalog Dergisi
 

"Türkiye'nin sorunu doyumsuzluk ve güvensizlik"

 

“Hayatta hallerim var” diyor, Deniz Seki. Ekranda gördüğümüzün aksine mahçup, utangaç haline denk geliyoruz. Fotoğraf çekimlerinde etraftakilerin ilgisini çekmemeye çalışıyor. Bir yandan objektife bakıyor, bir yandan da “Acaba rahatsız ediyor muyum?” diye yan masadakilere... Bu halini sorunca cevabı net: “Sahne başka, burası başka!”

 

Elinde saç fırçası, ayna karşısında şarkı söylediği günlerden, lisede sahneden inmediği, kendi deyimiyle Çamlıca Kız Lisesi’nde assolist olduğu yıllara; Popsav Şarkı Yarışması’nda birinciliği elde ettiği günden, ilk konserine kadar hep bugünün hayalini kurduğunu söylüyor Deniz Seki. Televizyon programlarından “güzel şarkı söyleyen seksi şarkıcı” olarak bildiğimiz Seki, Şibumi ve Da Vinci Şifresi yorumlarıyla, ekrandaki ışıltılı dünyalara yönelik eleştirileriyle, şöhrete bakış açısıyla, Özdemir Asaf’tan alıntılarıyla ve “Türkiye’nin en büyük sorunu doyumsuzluk ve güvensizlik” sözleriyle, bambaşka bir yönünü de açığa çıkarıyor.

 

Diyalog: Bir genç kız olarak yatılı okul yılları nasıl geçti?

Yatılı okullar, genelde ailevi problemleri olan ya da şehir değişiklikleri nedeniyle yatılı okumak zorunda kalan insanların tercih ettiği okullardır. Ancak benimki böyle bir tercih değildi. Babam Kabataş Erkek Lisesi mezunu olduğu için yatılı okumanın bir çocuğun benliğini kazanmasında etkili olacağına inanıyordu. El bebek gül bebek yetiştirildiğimden, yatılı okumamın iyi olacağını düşünerek beni oraya yolladı. Gerçekten de ayaklarımın üzerinde durabilmek, yalnızlığa katlanabilmek, paramı tutumlu biçimde harcayabilmek ve tabii ki sıkı dostluklar kurabilmek gibi tecrübeleri, henüz 12 yaşında edindim. O dönemde tanıştığım insanlarla arkadaşlıktan da öte kardeşlik diyebileceğim bir bağ devam ediyor aramızda.


Diyalog: O yıllarda bugünkü Deniz Seki’yi hayal ediyor muydunuz?

Hayal ediyordum, ama bilinçsizce değildi. Yeteneğimin farkındaydım ve güveniyordum. Yatılı okulda yaklaşık yedi yıl geçirdim ve şarkı söylenecek her ortamda solist bendim. Assolist gibiydim.


Diyalog: Konservatuvar mezunu olmamanın eksikliğini hissediyor musunuz?

Arada bir rahmetli babama kızıyorum. Babam kimya mühendisiydi ve mühendis olmamı istiyordu. İnat ederek beni konservatuvara yollamadı. Ben de inat ettim ve kendimi ispatladım. Ama o göremedi.


Diyalog: Sesinizi bir yarışmada duyurdunuz. Bu yarışmanın kariyerinize etkisi ne şekilde oldu?

Popstar’da jüri üyesi olarak tercih edilmemin en büyük nedenlerinden biri, daha önce bir yarışmada birincilik elde edip, sonrasında çok sistemli bir yol izleyerek bestelerimi, şarkılarımı, sesimi insanlara duyurmuş olabilmem. Yavaş yavaş, emin adımlarla, bir şeyleri sindire sindire, geriye dönüp baktığımda “Doğru yaptım” diyebileceğim kalitede işler yaparak bir yerlere geldim.


Diyalog: Bu yarışmaların gerçekten birer star yaratacağına inanıyor musunuz?

İnanmıyorum. Ancak yine de ilk gün elenen, 5 yıl sonra ülkenin çok büyük bir starı olabilir ya da birinci olan hiçbir şey olamayabilir. Eğer yetenekleriyle insanların hafızalarına kazınmışlarsa ve akıllarını kullanırlarsa, ne yapıp edip kendilerini ispat ederler. Üç ay boyunca ülkenin gündemini oluşturan bir sistem içinde yer alıyorlar. Ancak bir önceki Popstar yarışmasındaki kişileri hala karşımda görmüyorum. Gelecekleri ne olacak onu da bilmiyorum. Albümleri çıktı, hiçbir şey olmadı. O yüzden yarışmadaki arkadaşların, ileriki dönemlerde ciddi psikolojik sorunları olacağını düşünüyorum.


Diyalog: Müzikte idealiniz nedir? Hangi noktaya varmak istiyorsunuz?

İlk albümümü çıkardığımda, fiziğimin çok büyük dezavantajlarını yaşadım. Manken muamelesi gördüm. Güzel olmak hoş bir şey, ama güzel bulunan insanların yetenekli ve zeki olması, bu ülkede alışılagelmiş bir şey değil. Şarkılarını yazan, bestelerini yapan ve yorumlayan bir sanatçıyım. Gerçekten de iyi bir yorumcu olduğumu düşünüyorum. Bu konuda mütevazı değilim. Bunların hepsinin harmanlanması ve karşı tarafa anlatılması için yıllara ihtiyaç var. Bunları çabucak duyuracak malzemeleri de kullanmak istemiyorum. En büyük hedefim birbirinden güzel ve önemli şarkılara imza atabilmek.

Diyalog: Seksi olarak nitelendirilmekten rahatsız oluyor musunuz?

Bir insanın “ben çok seksiyim”, ya da “ben çok güzelim” demesi çok çirkin ve itici geliyor. Eğer hakkınızda öyle konuşuluyorsa ve böyle görüyorlarsa, bu onların gözüdür. “Hayır böyle değilim” ya da “böyleyim” diye kendimden üçüncü bir şahıs gibi söz etmeyi sevmiyorum. Görsellik tabii ki benim için de önemli. Müziğimin yanı sıra beni seksi bulmaları işime gelir, onore eder. Sonuçta görselliğin de dahil olduğu bir iş yapıyorum. Ama bu lafı duymak için bir çaba sarf etmiyorum.


Diyalog: Sahnedeki giyiminizin şarkılarınızın önüne geçmesi gibi kaygılar duyuyor musunuz?

Hayır duymuyorum. Neden duyayım ki? Kendimi nasıl iyi hissediyorsam öyle yapıyorum. On bir yaşından beri mini etek giyiyorum. “Acaba insanlar yanlış anlar mı?” diye düşünerek, giymekten vazgeçemem. O zaman kişiliğime saygısızlık etmiş olurum. Ne istiyorsam onu yaparım, huyum bu. Beğenmeyebilirler, frapan bulabilirler, dekolte giydiğim için sevmeyebilirler. Hiç umurumda değil. İşimi doğru yapıyorum ve kendimi öyle görünce beğeniyorum, seviyorum. Giyim tarzımı değiştirip bir jean ve t-shirt giysem daha fazla mı dinleneceğim sanki.


Diyalog: Sizi tanıyanlar, zeki bulduklarını ifade ediyor. Ama ekrandan “Güzel şarkı söyleyen güzel bir kadın” izlenimi veriyorsunuz. Güzelliğiniz söylediklerinizin önüne mi geçiyor?

Bu işi çok uzun yıllar yapmak istediğim için her şeyi yavaş yavaş dozunda vermek gerektiğine inanıyorum. Yavaş yavaş, anlaşılarak büyümek, kişiyi ateş topu haline getirir. Her şeyin aşama aşama olması gerekiyor. Belki de çok fazla seminer yapmalı, internet sitemde fanlarla buluşmalıyım. Kendimi anlatamamış olmam tabii benim suçum, ama keşke böyle oturup sohbet edebileceğim televizyon programları olsa. Bir kaset hazırlıyorsunuz ve abuk sabuk televizyon programlarına çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Bundan nefret ediyorum, ama albümü de duyurmam gerekiyor. Televizyona ihtiyacım var, ama böyle saçma sapan programlara ihtiyacım olmadığını düşünüyorum. Giyinip, süslenip, kuşanıp orada üç tane şarkı söyleyip, saçma sapan sorularla karşılaşıyorum. İnsanlar boşuna meşgul ediliyor. Ama benim söylemek istediklerim var. Bu ülkede dengesizlikler söz konusu olduğu sürece, kendimi insanlara anlatmakta geç kalmış olabilirim. Ekranda bazı isimler çok güzel oynayabiliyorlar, ama ben oynamıyorum.

Diyalog: Oynayın o zaman...

Ama istemiyorum ya! Onların oyunlarını sevmiyorum!

Diyalog: Şöhret sizin için nedir?

Şöhret olmaya çalışmıyorum. Yıllar önce başbakanlık köşkünün önünde soyunan kadın da, o üç ayın gündemini oluşturan bir şöhretti. Bugün bir mankenin de, ne iş yaptığı belli olmayan insaların da ismi benimkinden daha çok biliniyor. Bunun peşinde değilim. Eğer sanatçıysanız şöhret sizin istediğiniz ve bunu yaratmak için çaba sarf ettiğiniz bir şey olamaz. Başarıyla birlikte gelir. Ama çok nankördür. Başarısız olduğunuz anda unutulup gidebilirsiniz. Bana göre başarı anlaşılmaktır. Herkesin beni bilmesi gerekmiyor, buna ihtiyacım yok. 70 milyon insana kendimi anlatmak için yola çıkmadım. Zaten böyle bir şey yaparsam sınıfta kalırım. Herkesin bir tarzı, tavrı, kişiliği, duruşu olmalı. 70 milyonun sevgilisi haline gelsem, ne yaptığımın bilincinde olamam. “Acaba ne yapıyorum da 70 milyonun sevgisini kazanıyorum?” derim. Elde ettiğim başarıdan şüphe ederim.

Diyalog: Megaloman bir yanınız var mı?

Erkan Özerman’ın çok güzel bir lafı var. “Sanatçılar egoist ve megaloman olurlar. Bu defolarını da sanatlarında attıkları imzalarla kapatırlar” der. Eğer bu benim defomsa, defomdur. Ama bunun yalnızca bende olduğunu düşünmüyorum. Kendinizi çok sevmediğiniz takdirde karşı tarafa da bir şey veremezsiniz.

Diyalog: Yurtdışına açılmayı düşünüyor musunuz?

Çok daha güzel şeyler yapmak istiyorum. Ama burada alanımızın çok dar olduğunu biliyorum. Bunu genişletmek, kapıları zorlamak lazım. Bir dünya starı olmaktan çok, dünyada besteci olarak tanınmak, tercih edilmek istiyorum. Dünya çapında bir besteci olabileceğime inanıyorum. Ama “dünya çapında star olup konserler vereceğim” demek, biraz uçuk kaçık bir hayal olur. Ayrıca ne yazık ki dünyada da bazı şeyler ilişkilerle yürüyor. İstanbul’da Kuruçeşme’de otururken, ABD’de hayran olduğum bir sanatçıya beste veremem. Hayatımın bir dönemini yurtdışında geçirmem gerekiyor.

Diyalog: Yabancı diliniz var mı?

Çok iyi değil ama İngilizcem var diyebilirim. Ancak şarkı sözü yazabilecek derecede değil. Dünyanın herhangi bir yerinde hayatımı sürdürebilecek kadar İngilizce biliyorum. İdeallerimi gerçekleştirebilmeme yetecek derecede İngilizce bilmiyorum. Yurtdışına açılabilmek için İngilizcemi ilerletmeyi çok istiyorum. Burada sanat yapmak çok zor. Bu şartlar altında sanat  yapmaya çalıştığımızın belgeseli yapılsa, bir numara olur. Türkiye’deki sanatçıları dünya ayakta alkışlar.

Diyalog: Kariyeriniz mi yoksa özel hayatınız mı daha önemli?

Kariyerim. Çünkü kariyerim için hep tek başına savaştım. Ailemden de destek almamıştım. Çok yalnız savaştığım için kendimi kahraman olarak görüyorum. Kahraman olan birinin de kahramanlıktan vazgeçmesi söz konusu değil.

Diyalog: Çocuk...

Çocuk büyütmek gerçek bir sanat eseri yaratma işidir. Bir canavar da yetiştirebilirsiniz, gurur verici bir kişi de... O sizin hazineniz, her şeyiniz. Çocuk yapabilmek için bunun bilincine varmak gerek. Önce kariyerim diyorum, ama tabii ki bir ailem olduğunda onları ikinci plana atarak çocuğumu sanat eseri gibi yetiştiremem. Ama hiçbir zaman kabuğuma çekilip bir ev hanımı da olamam.

Diyalog: Formunuzu nasıl koruyorsunuz?

Genelde stüdyo zamanı kilo alırım. Şu an 5 kilo zayıfladım, ama stüdyo zamanı yine alacağım ve tekrar vereceğim. Bir sürü diyetisyenim var. Tek bir kişiyle çalışamıyorum. İnsanları sevdiğim zaman onlardan vazgeçemiyorum. Onların da gönlü olsun diye her hafta birine gidiyorum.

Diyalog: Sizden jüri üyesi olmaz. Tercih yapıp insanları kıramıyorsunuz.

Jüri üyeliği mesleki bir şey, bu ise tamamen görsellik ve şahsi kararımla oluşan bir şey. İkisi çok farklı. Alışkanlıklarıma çok sadığımdır. Öğretmenimden ayrı kalacağım diye okul değiştiremezdim.

Diyalog: En çok nelere para verirsiniz?

Pazardan da bir şeyler alırım, markası olan ürünler de... Ama konfeksiyon ürünleri sevmiyorum. Satın aldıklarımın bana özel olmasını isterim. Kimsenin dikkatini çekmeyen mağazalarda, beni çok mutlu edecek ve bana özel olacak şeyler bulabiliyorum. Bu da insanların ilgisini çekiyor. Ama ilgi çeksin diye değil, bana özel olsun diye seçiyorum. Ayrıca işimin bir parçası olduğu için en çok giyime para veriyorum. Onun dışında el, ayak, saç bakımına para harcarım.  Krem dünyasını çok seviyorum. Belki çoğu kandırmaca şeyler ama olsun. Kendimi mutlu hissediyorum. Eski bir güzellik uzmanı olduğum için makyajımı kendim yaptığım da oluyor. Görsel olarak kimse beni kandıramaz. Mucize krem diye sunulan ürünlerle beni asla kandıramazlar.

Diyalog: Ne tür kitaplar okursunuz?

Macera ve eğitim kitaplarından hoşlanırım. Hayatta çözmek isteyip de çözemediğim soruları cevaplayan kitapları okumayı seviyorum. Yazarla beraber beyin fırtınası yapıyormuş gibi hissediyorum. Psikologa gidip, uzun uzun konuşup cümle aralarında sorunun cevabını bulmak gibi bir şey. Ayrıca Da Vinci Şifresi, Şibumi de olağanüstü kitaplar. Gizem içeren kitapları da seviyorum.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı


Google



Canlı yayında mikrofon kazası.
Saçı takıldı canım önemli değil..!


Aşk ama görmek lazım
müzik klip



İsmail YK
Nerdesin


Doğuş
Bozuk


Salim
Alo






oyun komedi sohbet
eXTReMe Tracker

counter
counter

Powered by  MyPagerank.Net


Add to Technorati Favorites Technorati Profile