Hadi iyisiniz? Yoksulluk sınırı 2200.92 YTL'ye düştü
8/4/2007
Türkiye Kamu-Sen'in belirlemelerine göre, martta dört kişilik bir
alinin yoksulluk sınırı bir önceki aya kıyasla yüzde 1.55 azalarak
2200.92 YTL'ye düştü.
Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi'nin belirlemelerine göre dört
kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı martta bir önceki aya kıyasla
yüzde 1.55 azalarak 2235.66 YTL'den 2200.92 YTL'ye geriledi. Dört
kişilik ailenin günlük harcaması gereken en düşük tutar ise 73.364 YTL
olarak hesaplandı.
Bu
dönemde yoksulluk sınırı çalışan tek kişide yüzde 0.91 azalarak 115.19
YTL'den 1105.08 YTL'ye düştü. Yoksulluk sınırı çalışmayan eş için yüzde
3.08 azalarak 416.46 YTL'ye, ilköğretime giden çocukta ise yüzde 2.7
azalarak 453.30 YTL'ye indi. Mart ayında okula gitmeyen çocuğun
yoksulluk sınırı ise yüzde 0.47 artarak 226.08 YTL'ye çıktı.
Dört
kişilik bir ailenin ortalama gıda ve barınma için yapması gereken
harcama tutarı 861.27 YTL olarak belirlendi. Dört kişilik bir ailenin
gıda kuruluşlarının belirlediği gibi sağlıklı beslenebilmesi için
günlük gıda harcamasının 16.63 YTL olduğu belirtilen araştırmada, aylık
gıda harcama tutarının ise 498.75 YTL olduğu vurgulandı. Araştırmaya
göre, gıda harcaması dört kişilik bir ailenin toplam harcamalarının
yüzde 22.66'sını oluşturuyor.
MEMUR MAAŞININ YÜZDE 91'İNİ BARINMA VE GIDA İÇİN HARCIYOR
Mart
ayı itibariyle ortalama 945.93 YTL ücret alan bir memurun ailesi için
yaptığı gıda harcaması maaşsının yüzde 52.7'sini oluşturuyor. Memur
maaşının yüzde 38.3'ünün ise konut giderini karşıladığı belirtilen
araştırmada, böylece memur maaşının yüzde 91'inin yalnızca barınma ve
gıda harcamalarına gittiği kaydedildi.
Bu kapsamda memur
ısınma, aydınlanma, sağlık, ulaşım, haberleşme, giyim, temizlik,
eğitim-kültür, spor, tatil, çevre ve su, eşya gibi diğer tüm
harcamalarına maaşının yüzde 9'una denk gelen 85.13 YTL'sini
ayırabiliyor.
Söz konusu dönemde çalışan tek kişinin açlık sınırı yüzde 1.43 azalarak 854.22 YTL'den 841.98 YTL'ye düştü.
Ayrıca
araştırmada, 4.5 yılda açlık sınırındaki artışın Tüketici Fiyatları
Endeksi'ne (TÜFE) göre yüzde 8.72'den fazla olduğu vurgulandı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
20 soruda Mortgage
6/3/2007
Vatandaştan yatırımcıya, müteahhitten bankacılara kadar geniş bir kesimin merakla beklediği, “kira öder gibi ev sahibi olmayı sağlayacak mortgage” sistemi yaşama geçiyor.
Sistemden kimlerin yararlanabileceği, konut kredilerden farkının ne olduğu, faiz dışında maliyeti ve para cinsinden riskinin bulunup bulunmadığı, yararlanmak için uyulacak kurallar en çok merak edilen konuların başında geliyor.
İşte 20 soruda Mortgage:
1-Mortgage sisteminin tüketiciye yararı ne olacak?
-Faizlerin serbest bırakılması gündeme gelecek. Sistemden yararlanacak müşteriler sabit veya değişken faiz oranları arasında tercih yapabilecek. Değişken faizli krediler ile, konut almak için kredi faizlerinin düşmesini beklemelerine gerek kalmayacak.
2-Değişken faizin bir riski var mı?
-Bankaların baz alacağı endeksler Merkez Bankası tarafından belirlenecek. Fiyatlamalar endeks faiz oranı üzerine katılacak marjlarla oluşturulacak. Müşterinin kullanacağı endeks ve marj oranı sözleşmede yer alacak. Değişken faizde, azami oran sözleşme ile başlangıç tarihinde belirlenecek. Faiz oranları düştüğünde tüketicinin taksitleri de düşecek. Faizlerin yükselmesi durumunda da taksit tutarları sözleşmede belirlenen azami oran kadar yükselebilecek. Müşteriler, faizli kredinin etkileri konusunda ayrıntılı bir şekilde bilgilendirilecek.
3-Mortgage sisteminde kredi erken kapatılırsa ek bir maliyetin ortaya çıkacağı doğru mu?
-Yasada yer alan ve eleştirilere hedef olan bir uygulama söz konusu. Bu uygulamaya göre, sabit faizli kredi kullanımında tüketici yüzde 2 oranında erken kapama komisyonu ödeyecek. Erken kapamalarda tüketiciye yansıyan herhangi bir maliyet bulunmuyor. Bu nedenle de tüketicilerin değişken ve sabit faizli kredi kullanırken bu unsura dikkat etmeleri gerekiyor.
4-Sistemin maliyet avantajı bulunuyor mu?
-Başlangıç aşamasında müşteri maliyetlerinde bir farklılık söz konusu olmayacak. Zaman içinde ikincil piyasanın gelişmesine bağlı olarak bankalar daha kolay finansman sağlayacak. Bu süreçte de uygun ekonomik koşullara da bağlı olarak faiz oranlarında düşüş gündeme gelebilir. Konut kredisi veren bütün bankalar mortgage sistemi konusunda hazırlıklarını tamamlamak üzereler.
5-Mortgage kapsamında alınacak konutlarda imar zorunluluğu var mı?
-Sistem kapsamında kat irtifakı tapusu olan konutların yanı sıra bitmemiş konutlar için de kredi alınabilecek. Deprem yönetmeliğine uygun yapılmış ve iskanı alınmış konutlar mortgage sistemi için uygun olacak. Bu sistemle istenilen her ev alınamayacak. Öncelikle imara uygun olması zorunluluğu aranacak. Banka ev konusunda inceleme yapacak, uygun bulunması halinde kredi verecek.
6-Bu süreçte konut fiyatları yükselir mi?
-Son dönemde yaşanan faiz oranlarındaki düşük ve vadelerdeki uzama konut talebini arttırıyor. Bu nedenle de fiyatlarda artış söz konusu. Sistemin yaşama geçmesinin ardından artan talebe paralel olarak fiyatlarda düşüş gündeme gelebilir.
Konut fiyatları ve kiralar arz-talep dengesine göre şekillenir.
7-Mortgage sistemi ile bankalardan kullanılan konut kredileri arasındaki fark nedir?
-Sistemin konut kredisi faiz oranları üzerinde direk bir etkisi bulunuyor. Bankalar ise faizlerini piyasa koşullarına göre belirler. Faiz oranlarının bugünkü tablodaki görünümü maliyete kıyasla makul görünüyor. Genel faiz oranlarının seyrine göre bankalar da fiyatlama yapacaktır. Mortgage sistemine göre, alınacak evin tutarının yüzde 25’i kadar peşinat verecek.
8-Piyasalara etkisi nasıl olacak?
-Sistemin, konut kredisi faiz oranları üzerinde direk bir etkisi olmayacak. Ancak, tüketiciler açısından bakıldığında değişken faizli kredi kullanımı ile faizlerin düşmesi için konut alımlarını bekletmelerine gerek kalmayacak.
9-Mortgage kapsamında satın alınan ev parasal sıkıntıya girildiğinde satılabilir mi?
-İki taksit ödenmediğinde ev sahibine bir aylık bir süre tanınacak. Borç ödenmediğinde o zamana kadar yapılan ödemeler geri verilecek ev de banka tarafından satılacak.
10 yıl taksit ödedikten sonra ev başkasına devredilebilecek. Ancak bunun için kalan borcun yüzde 2'sinin ceza olarak ödenmesi gerekiyor. Kredi kapatılıp, ipotek kaldırılırsa evi satmak mümkün olacak. Borcu erken kapatma halinde ise yüzde 2’si kadar komisyon alınacak.
10-Vergi muafiyeti olacak mı?
-Ekonomi ve maliye bakanları vergi muafiyetine gidilmeyeceği konusunda açıklamalar yaptı. Ancak, yasada bir konutu olanlar 100 bin YTL’den fazla olmamak koşuluyla ikinci bir konut alırlarsa da vergi dışı kalması planlanıyor.
11-Ödeme planı nasıl olacak?
-Konutun yüzde 25’inin peşin ödenmesi zorunlu.
12-Evi olan da yararlanabilir mi?
-Sistem herkese açık olacak. Geçmiş ve mevcut kredi performansında olumsuzluğu bulunmayan, alacağı evin taksitini aylık net geliri ile ödeyebileceğini belgeleyen herkes yararlanabilecek.
13-Dikkat edilmesi gereken konular neler?
-Vatandaşlar, öncelikle bütçe ve ödeme planı yapılarak ne kadar taksiti ödeyebileceğini doğru belirlemeli. Kredi koşulları iyi bir şekilde araştırılmalı. Konutun yasa kapsamında uygunluğuna bakılmalı. Finans kurumları kişinin alım gücü ve ekonomik yükümlülüklerine dikkat edileceğinden harcamalar kontrol altında tutulmalı. Konutun rayiç bedeli doğru tespit edilmeli.
14-Hangi tip konutlar alınabilir?
-Her türlü konut satın alınabilecek. Mortgage istenen evin, en az kat mülkiyetine dönüşümlü yüzde 80’i tamamlanmış olması koşulu aranacak.
15-Konutun bütün maliyetleri karşılanacak mı?
-Sistemden yararlanabilmek için konutun maliyetinin yüzde 25’i peşinat olarak satıcıya ödenecek. Ev kredi talep eden taksitleri ödeyememe ihtimaline karşı sigorta yaptıracak. Aynı zamanda hayat sigortası ve doğal afet sigortası da yaptırılacak.
16-Sistem nasıl işleyecek?
-Konut almak isteyenler broker yardımı veya doğrudan kredi alacak. Krediyi veren kurum, sözleşmeyi değerli evrak olarak portföyüne dahil edece veya özel ipotek finans kuruluşuna satacak. İpotek finans kurumu, sözleşmeyi yurtiçi ve dışından yatırımcılara satarak fon yaratacak. Fon krediyi sağlayan finans kuruluşundan yeni sözleşme almak için kaynak görevi görecek. En son aşamada da, finans kuruluşları piyasadaki likidite sorununun çözülmesinde yardımcı olarak sistemin büyümesini sağlayacak.
17-Mortgage kredileri nereden alınacak?
-Konut kredisi veren bankalar mortgage faaliyetini de sürdürecek. BDDK tarafından konut finansmanı faaliyetinde bulunması uygun görülen finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketleri kurulabilecek. Bu kapsamdaki kredilerin yeniden finansmanı amacıyla kullandırılan krediler de konut finansmanı kapsamında olacak.
18-Banka ile sorun çıkarsa nasıl çözümlenecek?
-Tüketiciler, konut ve krediyle ilgili her türlü itirazı Tüketici Mahkemeleri’ne yapabilecek. Konutu satan şirket veya kredi kullanılan kuruluştan memnun olmamaları halinde Tüketici Mahkemeleri’ne dava açabilecek.
19-sistemde konut ipoteği dışında başka bir teminat istenecek mi?
-Finansman kuruluşun ödemeleri, bir kıymetli evraka bağlanması ya da kıymetli evrak kabul etmek suretiyle teminat altına alınması yasaklanacak. Buna karşın tüketiciden bir kıymetli evrak alınacak olursa tüketici, bu evrakı konut finansmanı kuruluşundan geri isteyebilecek. Bu evrakın devri durumunda tüketicinin uğradığı zarar karşılanmak zorunda olacak. Kredilerde geri ödeme tutarlarının finansal kiralama işlemlerinde ise kira bedellerinin anaparayı aşan kısmı bu kapsamda faiz olarak kabul edilecek.
20-Bu sistemin riski nedir?
-Bir ülke piyasasında ciddi bir kriz ya da istikrar bozukluğu yaşanması durumunda sistemin zarar görmesi söz konusu olabiliyor. Bankalar, tüketiciye YTL ağırlıklı olmak üzere 10-30 yıl gibi uzun vadeli krediler verebiliyor. Bankalar kısa vadeli ve büyük oranda döviz borçlanıyor. Ekonomide olağanüstü bir kriz durumunda, döviz fiyatları ve faizlerdeki artış banka maliyetlerini arttıracaktır. Böyle bir tabloda banka battıysa, Tüketici Kanunu kapsamında erken kapat veya borcunu ver veya faizini yükselt gibi bir baskı yapamazlar. Önce sigorta devreye girer. Sigorta, ödenmeyen taksitleri öder. Borçlu da normal ödeme geçtikten sonra sigortaya borcunu ödeyecek.Star
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Türk işcisi çok çalışıp az kazanıyor.
5/3/2007DİSK Birleşik Metal-İş Sendikası tarafından imalat sanayindeki
işçilere yönelik yapılan araştırmada, Türk işçisinin çok çalışıp, çalışmasının karşılığını alamadığı belirtildi. Sendikanın yaptığı araştırmada, bazı ülkelerde işçilerinin çalışma sürelerine göre alım gücünü ortaya koydu. Araştırmaya göre, Türkiye, değerlendirmeye alınan 54 ülke içinde, çalışılan süreye bağlı alım gücü sıralamasında 40. sırada yer alıyor. İsviçreli işçiler istediği ürünü alabilmek için en az çalışmak zorunda grubu oluşturuyor. Türkiye’deki bir işçinin göreceli olarak almakta en zorlandığı ürünü buzdolabı oluşturuyor. Türk işçisi buzdolabı alma zorluğunda 54 ülke içerisinde 47. sırada bulunuyor. Buzdolabını almak için Türk işçisi 273 saat 7 dakika çalışıyor.Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
İndirim ne getirecek?
2/3/2007Meclis'te kabul edilen yasayla vergi iadesi kalktı yerine asgari geçim indirimi geldi. Çalışanlar 2007 yılında fiş toplamayacak, 2008 yılı ocak ayından itibaren ücretlerine 'geçim indirimi' yansıtılacak.
2008 yılından itibaren iade yerine asgari geçim indirimi uygulanmaya başlıyor. Yani geçim standartları dikkate alınarak, kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta kullandıkları gelirin bir bölümü vergi dışı bırakılıyor.
Muhalefet, asgari geçim indiriminin 2008 yılından itibaren uygulanacak olması ile 2007 yılının boşlukta kalacağını ve çalışanların gelir kaybına uğrayacağını savunuyor. Ancak iktidar bu savı dikkate almadı, düzenlemede değişiklik yapmadı.
Maliye’ye göre asgari geçim indirimine geçilirken 'ne boşluk doğuyor ne de telafi yapılıyor.' Asgari geçim indirimi, eşi çalışmayan ve 4 çocuklu bir asgari ücretlinin tamamen vergi dışı kalmasını sağlıyor. Eşin çalışıp çalışmamasına ve çocuk sayısına göre çalışanın eline geçen tutar farklılaşacak.
Yetkililerin verdiği bilgiye göre, vergi iadesi kalkmasaydı, asgari ücretli bir çalışan eğer bekarsa 2008 yılında 385 YTL vergi iadesi alacaktı. Asgari geçim indirimiyle bu çalışanın eline 2008'de 478 YTL geçecek. Bu çalışan evli ise eline geçen 385 yerine 573 YTL, bir çocuklu ise 645 YTL ve 4 çocuklu, eşi de çalışmıyorsa 812 YTL alacak.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Alışveriş dibe vurdu
26/2/2007
Kışın sıcak geçmesi, 2 seçimin yaklaşması alışverişi bıçak gibi kesti.
Yüzde 70'e varan indirimler bile piyasayı canlandırmaya yetmedi
KIŞ
ayları içinde sıcak ve yazdan kalma günlerin yaşanması ve 2 seçimin
yaklaşması çarşı, pazarda alışverişi dibe vurdurdu. Masrafını
karşılamakta zorlanan küçük esnaf etiketlerde yüzde 70'lere varan fiyat
indirimi yaptı. Ancak buna rağmen yine de moral verecek alışveriş
yapamadı.
BÖYLESİ GÖRÜLMEDİ
Tezgahlarda kazak 2
YTL'ye, ayakkabı 15-20 YTL'ye, mont 25-25 YTL'ye ve palto 30-70 YTL'ye
satılımaya başladı. Ancak bu fiyatlar bile alım gücü çok düşen
özellikle dar gelirli vatandaşı tezgah başına çekmeye yetmedi. Esnaf,
yıllardır böyle durgun bir kış mevsimi geçirmediğini belirtip, 'Bahar
mevsimi geliyor. Ancak kışlık kıyafetleri satamadık. Ne yapacağımız
şaşırdık. Masrafımızı bile çok zor çıkartıyoruz. Hükümet artık
piyasaları canlandırmak için birşeyler yapmalı. Hiç değilse masrafımızı
indirecek vergileri düşürmeli'diye dert yanıyor.
KEPENKLER İNER
TESK
Başkanvekili Bendevi Palandöken yazdan kalma havalar ile vatandaşın
alım gücünün sıfıra inmesinin satışları bıçak gibi kestiğini belirtip,
'25 yıldır esnafın arasındayım. 10 yıldır böyle işsizlik görmedim.
Esnaf kepenk indirmemek için son mücadelesini veriyor' dedi.
Bendevi
Palandöken, 'Yüksek vergiler, haksız rekabet vatandaşın alım gücünün
düşmes gelen işsizlik esnafı adeta komaya soktu. Böyle giderse kepenk
indiren esnafta patlama yaşanır'diye konuştu.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
5 milyar dolarlık talep geldi
19/2/2007TAV Havalimanları Holding A.Ş'nin (TAV) halka
arzında toplam 5 milyar dolarlık talep geldi.
TAV paylarının halka arz fiyatının 10 YTL olarak belirlendiği, hisselerin 23 Şubat Cuma günü Borsada işlem görmesinin beklendiği duyuruldu.
Garanti Yatırım'dan TAV halka arz sonuçlarına ilişkin yapılan açıklamada,
TAV paylarının halka arzının 15-16 Şubat 2007 tarihlerinde gerçekleştirilen talep
toplama işlemiyle tamamlandığı belirtildi.
Açıklamada, TAV'ın mevcut 232 milyon 500 bin YTL nominal değerli
sermayesinin 242 milyon 187 bin 500 YTL'ye artırılacağı, artırılan 9 milyon 687
bin 500 YTL nominal değerli payları ile mevcut hissedarlara ait toplam
29 milyon 62 bin 500 YTL nominal değerli payların toplamı olan 38
milyon 750 bin YTL nominal değerli payların halka arz edildiği
bildirildi.
Securities (Europe) Ltd. ve HSBC Bank PLC'nin yaptığı halka arzın yüzde 69'una
denk gelen 26 milyon 737 bin 500 YTL nominal değerli payların yurt dışı
kurumsal yatırımcılara tahsis edildiği, toplam 149 yurt dışı kurumsal
yatırımcıdan 18 kat talep geldiği belirtilen açıklamada, halka arz
edilen payların, yüzde 30'una denk gelen 11 milyon 625 bin YTL nominal
değerli payların yurt içi küçük bireysel yatırımcılara tahsis edildiği,
toplam 18 bin 428 yurt içi küçük bireysel yatırımcıdan 10,3 kat, 119
milyon 680 bin 745 adet pay talebi geldiği bildirildi.
Halka arz edilen payların yüzde 0,5'ine denk gelen 193 bin 750 YTL nominal
değerli payların, yurt içi kurumsal yatırımcılara tahsis edildiği toplam 105
fondan tahsisat miktarının 28,1 katı, 5 milyon 443 bin 694 adet pay talep geldiği
ifade edildi.
EK SATIŞ HAKKI KULLANILDI
Açıklamada, halka arz edilen payların yüzde 0,5'ine denk gelen 193 bin 750
YTL nominal değerli payların yurt içi alım gücü yüksek bireysel yatırımcılara
tahsis edildiği belirtilirken, şunlar kaydedildi:
''TAV halka arzına, yurt dışı yatırımcılardan yaklaşık 4,1 milyar dolar ve
yurt içi yatırımcılardan 928 milyon dolar olmak üzere toplam yaklaşık 5 milyar
ABD doları talep gelmiştir. Gerek yurt içi yatırımcı gruplarından gerekse yurt
dışı yatırımcılardan gelen yoğun talep nedeniyle 5 milyon 812 bin 500
YTL nominal değerli paylar Ek Satış Hakkı kapsamında dağıtıma tabi
tutulan paylara ilave edilmiştir. Ek satış hakkının kullanılması
sonrasında TAV'ın sermayesinin yüzde 18,4'ü olan 44 milyon 562 bin 500
YTL nominal değerli paylar halka arz
edilmiştir.''
Açıklamaya göre her bir tahsisat grubu için yapılan dağıtım neticesinde,
dağıtıma tabi tutulan toplam 44 milyon 562 bin 500 YTL nominal değerli
payların, yüzde 69'una denk gelen 30 milyon 748 bin 125 YTL nominal
değerli paylar yurt dışı kurumsal yatırımcılara, yüzde 30,130'una denk
gelen 13 milyon 426 bin 875 YTL nominal değerli paylar yurt içi küçük
bireysel yatırımcılara, yüzde 0,435'ine denk gelen 193 bin 750 YTL
nominal değerli paylar yurt içi alım gücü yüksek bireysel yatırımcılara
ve yine yüzde 0,435'ine denk gelen 193 bin 750 YTL nominal değerli
paylar yurt içi kurumsal yatırımcılara satıldı.
FİYAT 10,00 YTL
1,00 YTL nominal değerli her bir TAV payının halka arz fiyat aralığı 8,55
YTL-10,30 YTL olarak belirlendiği hatırlatılırken, 15-16 Şubat 2007 tarihleri
arasında gerçekleştirilen talep toplama esnasında yatırımcıların taleplerinin bu
fiyat aralığının tavanından toplandığı kaydedildi.
Talep toplama neticesinde 1,00 YTL nominal değerli her bir TAV payının halka
arz fiyatının 10,00 YTL olarak tespit edildiği belirtildi.
Talep toplama neticesinde belirlenen 10,00 YTL halka arz fiyatıyla, TAV'ın
piyasa değerinin yaklaşık 1 milyar 740 milyon dolar, halka arz büyüklüğünün 320 milyon doları olduğu bildirildi.
TAV paylarının İMKB Yönetim Kurulu kararına bağlı olarak 23 Şubat 2007
tarihinde İMKB'de işlem görmeye başlamasının beklendiği ifade edildi.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Resme yatırım borsadan kârlı
12/2/2007
Çoğu zaman hisse senedinden daha çok getiri sağlayan tablolar, borsacıların gözdesi haline geldi. Resim piyasasında son yıllarda ciddi bir canlanma yaşandığını söyleyen sanat galerisi Art Depo’nun sahibi eski bankacı Erhan Ersöz, “Resme yatırım yapan en büyük grup borsacılar. Özellikle, modern resme ilgi gösteriyorlar” diyor.
Yurtdışında okuyan, galeri dolaşan yeni kuşak yöneticilerin, evlerine hem kültürel hem de ekonomik miras bırakmak için resim almaya başladığını söyleyen Ersöz, şöyle konuşuyor: “Herkes resim alabilir. Değeri 10 yılda, 9 ile 10 misli artan tablolar, en karlı yatırım araçları arasında. Son 3 yıldır en çok gençler kapımı aşındırmaya başladı. Türkiye’de resim hâlâ yatırım yapılabilecek ucuz bir yatırım aracı.”
Çağdaş sanatçıların eserlerinin, klasiklere göre daha alınabilir olmasından dolayı daha fazla talep gördüğünü söyleyen Ersöz, şöyle konuşuyor: “Sanat eserleri, uzun vadeli, riskli yatırımlar olduğundan genellikle en az 10 yıl beklemek gerekir. Üç yıl öncesine kadar yaşayan bir sanatçının resmi 10 bin dolardan alıcı bulurken, şimdi müzayelerde bu rakamlar çok rahat geçiliyor. Yaşayan bir sanatçının eseri 100 bin YTL’ye kadar alıcı bulabiliyor. Türkiye’de hâlâ yaşayan yaşlı ve orta kuşak ressamların değeri çok düşük.
BU RESSAMLARA İLGİ ÇOK
Burhan Doğançay, Adnan Çoker, Ferruh Başağa, Mehmet Güleryüz, Ömer Uluç, Güngör Taner, Alaattin Aksoy, Neşe Erdok, Turan Erol, Mustafa Ata, İsmail Acar ve Özdemir Altan’ın tabloları 20 bin dolardan alıcı buluyor.
Kaybetme riski yok
TÜRKİYE’nin ünlü koleksiyonerlerinden İhsan Kalkavan’ın ortağı armatör Çakmak Turgay, iyi bir resme yapılan yatırımın riskinin sıfır olduğunu söylüyor. 15 yıldır resim piyasasını takip eden Turgay, özellikle Mehmet Güleryüz, Ömer Uluç, Ferruh Başağa, Mustafa Ata ve Alaatin Aksoy’un eserlerini topluyor. Borsayla da ilgilendiğini söyleyen Turgay, “Son yıllarda resim alındığı fiyattan daha düşük fiyata satılmıyor. Borsaya göre çok daha fazla prim yapıyor” diyor.
Yatırımcıya püf noktaları
Parasını resme yatıran ünlülerin sayısı artıyor
TÜRKİYE’de yaklaşık 200 civarında koleksiyoner olduğu tahmin ediliyor. Bunların en ünlüleri arasında Oya-Bülent Eczacıbaşı, Sema-Barbaros Çağa, Sevda-Can Giz, Sabancı ve Koç Aileleri, Aziz Karadeniz, Yunus Büyükkuşoğlu, Ceri Benardate, Hilmi Güvenal, Ünal Göğüs, Mustafa Taviloğlu, Nahit Kabakçı, Bozkurt Şener, Muhsin Bilge, Kemal Bilginsoy, Çakmak Turgay başı çekiyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
IMF, gelirini artırmak için altınlarını satmayı düşünüyor...
10/2/2007Uluslararası
Para Fonu (IMF) Başkanı Rodrigo Rato, gelirleri artırmak için altın
rezervlerinin bir kısmını satabileceklerini söyledi.
Rato, Reuters Haber Ajansına yaptığı açıklamada, hatalı olan gelir
sistemlerini düzeltmek amacıyla altın rezervlerinin bir kısmını
satmanın mantıklı olabileceğini ifade etti.
Rodrigo Rato, IMF'nin yeni gelir sisteminin çok kaynaklı olması gerektiğini de vurguladı.
Küresel ekonomik büyüme nedeniyle gelirlerinde belirli bir azalma
görülen IMF'nin, bu yıl 105 milyon dolarlık bir fon sıkıntısı çekeceği
belirtiliyor.
ABD ve Almanya, altın rezervlerinin satılmasına karşı çıkarken, İngiltere ve Fransa ise satılma fikrine sıcak bakıyorlar.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı


