KEYİFLİ
BLOG


Keyifli Blog

En keyifli internet sörfüne ulaşmak amacımız.

Uzun yaşamanın sırrı. Anti Aging

9/3/2009
Kategori: saglik

Bilim adamlarının gençliği korumanın sırrını keşfetmek için uzun yıllardır yaptıkları yoğun araştırmalar sonucu yeni bir yöntem ortaya çıktı: Anti-Aging. Bu yöntemin hedefi, uzun yıllar gençliğinizi korumak ve fit kalmanızı sağlamak!
Anti-Aging yöntemine göre, önemli olan ne kadar uzun yaşadığınız değil, bu yaşadığınız süreyi ne kadar kaliteli değerlendirdiğiniz! Artık şunu biliyoruz ki gençliği uzatıp yaşlanmayı geciktirmek mümkün. İnsan ömrü 125 yaş sınırlarını zorlayacak yakında. Hem de ileri yaşlarda, orta yaşlıların dinçliği ve zindeliğiyle! Bunu başarmak için yapmanız gereken, bilince dayalı sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek ve Anti-Aging uzmanı doktorunuzun önerilerini dikkate almak.
Yaşlanmanın pek çok sebebi var, ama en önemli 3 faktörü büyük ölçüde kontrol edebiliriz: Serbest radikaller, hormonların azalması ve sağlıksız yaşam. Siz de bu faktörlere savaş açarak, uzun yıllar gençliğinizi koruyabilirsiniz.
NE YAPMALI?
Bedenin serbest radikallerle savaşan üç grup savunma hattı vardır.
1. Birinci hatta enzim sistemleri yer alır. Bunlar DNA’da mevcut olan bilgilere göre beden tarafından üretilen moleküler araçlardır. Bu enzimler serbest radikalleri uzaklaştırır veya bunların “dikenlerini” köreltirler.

2. İkinci hatta, bedende üretilen çok çeşitli biyomoleküller yer alır;bunlar kendi elektronlarını vermek suretiyle serbest radikallerin elektron açlığını giderirler. Bu moleküller, hücre dışı serbest radikal etkisizleştiricileri olarak bilinir. Bunlar kendilerini feda ederek hücre içinde yaşamsal önem taşıyan moleküllere, onların olmak üzere bir elektron verirler.

3. Savunmanın son hattını besinler–bedenin dışardan hazır olarak aldığı maddeler- oluşturur. Bu takviye güçler de kendilerini feda ederek işlev görürler. Birinci gruptaki enzimler vücudumuzun doğal işleyişi içinde yer alırlar eğer dış etkiler sebebiyle (sigara, kirli hava soluma, stres yoluyla biriken toksik yük) yetersiz kalmışsa Bio-Oksidatif tedaviler sınıfına giren ozon/oksijen tedavisi gibi yöntemlerle takviye etmek gerekebilir.

Bu enzimler, üçüncü grupta geçen ve dışardan hazır olarak alınan besinler ve kendilerini feda ederek etki gösteren biyokimyasal maddelerden (vitaminler gibi) bin kat daha etkilidir. Örneğin, E vitamini yırtıcı bir açlık içinde bulunan bir serbest radikali doyurmak için bir elektronundan vazgeçer ve böylece aslında kendisi bir serbest radikal haline gelir.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Mehmet Öz gençlik iksiri yeşil çay

9/3/2009
Kategori: saglik


Prof. Mehmet Öz 'ün kendi formülü olan gençlik iksiri "yeşil içecek" tüm dünyada moda haline geldi.

Evinizde bu karışımı hazırlayabilmeniz için Prof. Mehmet Öz , gençlik iksirinin formülünü açıkladı.


Bu gençlik iksirinin günde 3-4 bardak içilmesi tavsiye ediliyor, kilo aldırmayan doping etkisi yapan ve uzun bir yaşam sürmenizi sağlayan gençlik iksiri yeşil içecek formülü anti-aging ilacı olarak da kabul edilmekte.


Sekiz ayrı sebze ile hazırlanan karışım, bağışıklık sisteminizi kuvvetlendiriyor, gençlik iksirinin içinde bulunan antioksidanlar uzun ve genç bir hayat sürmenize yardımcı oluyor.


Gençlik iksiri yeşil içecek genç- yaşlı herkes tarafından tüketilebilir. Bu karışım diyet yapanlara da yardımcı oluyor, beslenme ihtiyaçlarını karşılıyor. Prof. Dr. Mehmet Öz "Benim amacım ev kadınlarını beslenme eğitmek. Çünkü, onlar eşlerine ve çocuklarına bakıyor. Kadınları eğitimi ile toplumun çoğunluğuna sağlık bilinci kazandırmamız mümkün" diyor.


Gençlik iksiri yeşil içeceği nasıl hazırlayacaksınız?


Aşağıdaki sebzeleri rondodan geçirerek sularını çıkardıktan sonra günde 3-4 bardak içebilirsiniz.


* 2 kâse taze ıspanak (İyice yıkanmış ve çiğ olarak).
* 1 tutam maydanoz.

* 2 adet salatalık.

* 3 taze kereviz sapı.

* yarım çorba kaşığı kaşığı taze kabuğu soyulmuş zencefil kökü.

* İki adet elma.

* 1 tutam tarçın.

* Yarım limonun suyu

Prof. Dr. Mehmet Öz

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

NLP nedir?Nerelerde kullanılır.

17/2/2009
Kategori: Egitim

NLP yi iletişim süreçlerinin önem arzettiği birçok alanda etkili biçimde kullanabilirsiniz. Iletişimin ve kişisel potansiyelimizin önemli rol oynadığı her alanda NLP ile etkinliğinizi artırabilirsiniz. --


NLP yıllardır, aşağıda da belirtilen birçok alanda başarılı sonuçlar sağlamıştır.


Psikoterapi, Ruhsal Sağlık



Psikolojik Danışmanlık alanlarında NLP,

Iş Dünyasında NLP



Sağlık ve Sporda NLP

Pedagoji, Eğitim Bilimlerinde NLP



Siyaset, Hukuk ve Reklam alanlarında NLP

Çocuk Yetiştirmede NLP


Yaratıcılık ve Sanatta NLP







İş Dünyasında NLP

İş dünyasında temel dinamiklerin oluşumu, sağlıklı iletişim süreçlerinin gelişimine bağlıdır. Karşılıklı iletişim, etkileşim ve güven ortamının yaratılması, hedeflerin iyi düşünülmüş, açık ve ekolojik yani sistem ile uyum içerisinde olması ve esnekliğin geliştirilmesi gibi alanlarda NLP stratejik yaklaşımlar sunar. İş dünyasında her geçen gün giderek önem kazanan bu yaklaşımlar, günümüzde insan kaynakları uzmanları ve şirket içi eğitim personeline teknik ve stratejik destek sağlayan vazgeçilmez bir repertuvar haline geldi. Herkesin öznel dünyası farklıdır. Farklı uzmanlık alanı, kültür yada tecrübelerin biraraya geldiği iş ortamlarında bu mozaiğin yapı taşları daha da çeşitlilik kazanıyor. Burada biraraya gelen insanların etkileşiminden bir bütünün oluşması ve tüm farklılıklara rağmen, çalışanların huzurlu bir iş ortamı içerisinde ve ortak amaçlar doğrultusunda verimli bir alışveriş gerçekleştirilebilmeleri, organizasyonun yapısı ve şirket yönetiminin kararlarına bağlı olduğu kadar çalışanlarında iç-dış iletişim kurma becerileriyle de yakından ilgilidir.
İnsan kaynakları yönetimi, günümüzde tüm modern organizasyonlar için vazgeçilmez bir öneme sahip. Birçok yönetici, kurumsal danışman, ve insan kaynakları yöneticisi NLP araçlarından faydalanarak, kurumsal yapılanma, takım oluşturma, kalite yönetimi ve vizyon yaratma gibi alanlardaki etkinliğini geliştiriyor. Online ve telefon müşteri hizmetleri, satış ve pazarlama departmanları ve şikayet yönetimi alanlarında da NLP her geçen gün daha yoğun kullanım alanı bulmakta.

Kişisel Gelişimde NLP

Birçok insan NLP' i kendi kişisel gelişimi için kullanıyor. Sizi kısıtlayan korkuların, alışkanlıkların ve benzeri etkenlerin üstesinden gelip, sizi hedefleriniz doğrultusunda destekleyen yeni davranış seçeneklerinin oluşturulmasında NLP size destek sağlar. NLP' nin temel varsayımları ve özel uygulamaları, geçmişten gelen korkularınızı, kısıtlayıcı inançlarınızı, zarar veren alışkanlıklarınızı değiştirmede size yardımcı olacak etkili çözümler sunarak yaşam enerjinizi yeniden keşfetmenizi sağlar. NLP bu süreci, iletişim kurma, tepki verme ve hissetme seçeneklerinizi zenginleştirerek destekler. Daha fazla seçeneğe sahip insanlar, daha isabetli tercihlerde bulunabilirler. Yaşamınızdan menmun değilseniz, NLP sizlere belkide daha önce üzerinde hiç düşünmediğiniz yeni yaşam alternatifleri sunabilir.

Psikoterapi ve Danışmanlık Hizmetlerinde NLP



Geçtiğimiz 30 sene içerisinde NLP özellikle psiko - sosyal danışmanlık ve terapi hizmeti veren kurumlarda her heçen gün daha da yaygınlaşan uygulama alanları bulmaya başladı. Sağlık alanında NLP kullanımın bu kadar yaygınlaşmasının sebebi, NLP araştırmalarının büyük bir bölümünün, hastalarına kendi istekleri doğrultusunda değişmelerine etkili biçimde yardım edebilen hekim ve psikoterapi uzmanların yöntemleri üzerinde yoğunlaşmasından kaynaklanmaktadır. Bu araştırmalar başlamadan önce, başarılı hekim ve psikoterapi uzmanlarının kullanmış oldukları etkili dil kalıpları, teknikler ve yöntemler bütünü bilinçdışı bir yeterlilik yada yetenek olmaktan öteye gidemezken, günümüzde NLP araştırmaları ve modelleme çalışmaları sayesinde bu kalıplar milyonlarca insana ulaştırılabildi.
NLP, bünyesinde kişisel gelişim ve değişim süreçlerinde kullanılan ve kalıcı sonuçlar sağlayan birçok teknik ve yöntem ihtiva eder. Bu yöntemlerden belkide en tanınmış olanlarını, kişisel korku ve fobi lerden kurtulmada kulanılan 'NLP Fobi Tekniği' dir. Senelerdir süregelen ve belki de yaşamınızı sürekli kısıtlayan (ör. yükseklik yada uçak korkusu) ve benzeri fobilerden çok kısa süre içerisinde kurtulabilirsiniz. Benzeri klinik vakalarda da NLP, kişiye özgü dil kalıpları ve uygulamalar kullanır. Tüm süreçlerde birey bir bütün olarak ele alındığı gibi karmaşık ve dinamik başka sistemlerinde bir parçası olarak değerlendirilir ve buna uygun sistematik, itinalı yaklaşım sonucunda çözümün kişinin içerisinde bulunduğu, aile, iş, inançlar, değerler ve benzeri karmaşık sistemlerle de uyum içerisinde olması amaçlanır.

NLP ile Coaching

İş dünyası, endüstri, yönetim ve psikososyal alanlarda Coaching'e duyulan gereksinim her geçen gün artmakta. Birçok profesyonel Coach, kişi, grup yada daha büyük organizasyonları, planlama, kritik dönemleri atlatma, kişisel performansı açığa çıkarma yada hedeflere ulaşma süreçlerinde destekleme amacıyla vermiş olduğu bu özel danışmanlık hizmetinde sık sık NLP yöntemlerine başvurur. Coaching seanslarında, iyi belirlenmiş hedeflere ulaşma sürecinde, çözüm odaklı stratejiler geliştirilir ve gerek duyulan kaynakların gelişimi sağlanır.


Sağlık Hizmetlerinde NLP

NLP' nin sunmuş olduğu temel varsayımlar, iletişim kalıpları, yöntem ve uygulamaları doktor, hekim, sağlık personeli ve kendi sağlığı ile yakından ilgilenen kişilere faydalı içerikler sunar. Sağlık sektörü hızla gelişmekte. Bu alanda çalışan personelin de, tıbbi yada bakıma yönelik bilgi ve becerilerinin dışında, gelişmeyle birlikte oluşan kör noktaları aydınlatabilecek özel bilgi ve becerilere de sahip olmaları her geçen gün daha büyük önem kazanıyor. Teknolojinin gelişimi ve şehirleşme ile birlikte sağlık hizmetlerinin de bir nevi makinalaştığı yada ruhsuzlaştığı yönünde artan eleştiriler, insana özel ilginin yerini, nerdeyse kişisel hiçbir temasın gerçekleşmediği soğuk bir etkileşime bırakması ve alternatif tıbba yönelen insanların artışı, bu alanda meydana gelen boşluğun ve alınması gereken önemlerin habercisidir. İş ilanlarına bakıldığında bu alanlarda göreve alınacak personelden, empati, etkili sunum, müzakere ve benzeri yüksek düzeyde sosyal becerileri beraberinde getirmeleri beklenmekte. Hastalığın tedavi sürecinin ne yönde gelişeceğinin, hasta ile hekim arasında meydana gelen iletişim ve bunun sonucunda oluşan güven ortamıyla da yakından ilişkili olduğu birçok bilimsel araştırma tarafından ispatlanmıştır.
Bundan dolayı, NLP sağlık alanında görevli personele de, hastalarıyla veya görevliler ile kooperatif ve uyumlu bir ilişki içerisine girmeyi kolaylaştıracak ve hastalıkların da tedavi sürecini olumlu yönde destekleyecek olan araçlar sunar. Geçmiş yıllarda, NLP özellikle kişisel sağlığın nasıl desteklenebileceği, bağışıklık sisteminin desteklenmesi, derin inanç ve hastalıklar arasındaki ilişkiler, travmatoloji ve sağlıkla ilgili benzeri alanlarda araştırmalarını yoğunlaştırmıştır.

Yaratıcılıkta NLP

Birçok sanatçı, yazar ve yorumcu, almış oldukları NLP eğitimlerini, yaratıcı ruhu kaçmılayan yada engelleyen birçok etmenin açığa çıkmasına sağladığından, çok değerli buluyorlar. Bu alanda tanınan NLP uygulamalarından birtanesi Robert Dilts tarafından Amerikada geliştirilen Disney- Stratejisidir. Bu ve benzeri uygulamalar, belkide eğitim ve şartlanma sürecinizde körelmiş olan yaratıcı kaynaklarınıza yeniden keşfedip yaşama yansıtmanızı destekleyecek.

Eğitimde NLP

NLP'nin temel amaçlarından biri de, tam öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini ve yeni bilginin daha önce var olan bilgiler ile etkileşimini anlamak. Bu alandaki araştırmalar sayesinde, günümüzde birçok etkili öğrenme ve öğretme stratejisi geliştirilebilmiştir. NLP teknikleri, velilere, antrenörler ya da eğitmenlere, çocuklarının yada öğrencilerinin daha başarılı sonuçlar almalarını sağlayacak olan metod ve uygulamalar sunar. Bundan dolayı eğitim öğretim alanında çalışan birçok öğretim görevlisi bazı temel NLP aracını, ders metodolojisine ve sınıf yönetimi alanındaki çalışmalarına entegre etmiştir. NLP, gruplarla birlikte çalışan insanların, mesleklerini daha başarılı uygulayabilmelerini sağlayacak olan araçlar sunar.

Çocuk Eğitiminde NLP

NLP, çocuk ile veli arasında yapıcı bir iletişim köprüsünün inşa edilebilmesi için gerekli temel malzemeler sunar. Kendinizi açık bir şekilde ifade edip, çocuğunuza da sizi daha iyi anlayıp tepki göstermesini sağlayacak olan olumlu bir iletişim kurmayı keşfedin. Ör. çocuğunuza YAPMAMASI gereken birşeyi söyleyin. Mesela, "üstünü kirletmeden yemeğini ye !". Muhtemelen bu söylediğiniz, istenmeyen davranışın meydana gelme olasılığını artıracaktır, çünkü çocuk bu isteği yerine getirebilmek için önce olumsuz yani istenmeyen davranış üzerinde odaklanmak zorundadır. Bu yetmiyormuş gibi bir de tehdit edici bir ses tonu kullandıysanız, çocukta meydana gelen korku ve endişe dolu ruh hali neticesinde yemeğini üstünü batırmadan yemesi gerçekçi bir beklenti dahi olamaz. Bu ve benzeri alanlarda çocuklarınızla hedef odaklı, etkili, yapıcı ve uyumlu iletişim kurmayı öğrenin.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Hareketsizlik ölüm nedeni

17/2/2009
Kategori: Sehirlerimiz




   Obezite İnsanların ölüm nedenleri arasında önemli bir yer tutuyor.
 100 yıl önce enfeksiyon hastalıkları ön plana çıkarken günümüzde hareketsizlik ilk sırada geliyor. Hareketsizliğin yüksek tansiyon kalp-damar ve diyabet gibi hastalıklara neden olduğunu belirten uzmanlar bu hastalıkların tedavisinde ilaçlar ve beslenmenin yanı sıra egzersizin çok önemli bir yer tuttuğuna dikkat çekiyor.

  Modern şehir yaşamının sağlıksız koşullarında işi ve evi arasındaki bir kısır döngü içine hapsolan sözüm ona modern şehirlerin sakinlerinin sağlığını obezite tehdit ediyor.Sağlıksız ve ayak üstü fasfood tüketim alışkanlıkları hareketsizlik ile birleşince sağlıksız bir yaşam ve sonucunda ölüme kadar giden hastalıklara sebep oluyor.

Şehir ve metropoller taş yığınlarından rant sağlamayı kendilerine bir yaşam biçimi olarak seçen kişilerin yönetimlerine emanet edildikce bunun doğal sonucu olarak; sağlıksız bireylerin mutsuz bir yaşam sürmelerine ve yaşam alanlarının daralmasına sebep olacak gibi görünüyor.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Bunların bir faydası var mı?

17/2/2009
Kategori: Egitim

Bedeninizin hiç kullanılmayan ya da kullanışsız olan bölümlerinin olduğunu biliyor musunuz? Peki nereleri ve neden kullanılamıyor? İşte en az kullanışsız olandan en çok olana doğru insanın yararsız bölümleri..

10. Plica semilunaris
Çocuğunuz bunu ilk defa duyuyor olabilirsiniz ancak üçüncü bir göz kapağına sahibiz. İki gözünüzü iyice açtığınızda göz yaşınızın geldiği bölüm ile göz beyazı arasında yer alır. Bu küçük göz kapağı kuşlar, kertenkele ve köpek balığı gibi hayvanlarda üçüncü göz kapağını oluşturan zardır. İnsanlarda konjonktivanın yarım ay şeklinde kıvrılmasıyla oluşmuştur.

9. Vücut kılları
Bizden önce yaşayanların daha tüylü oldukları kesin. Bu tüylerin giderek azalması insanların ısınmak için farklı şeyler denemelerinin sonucu olabilir mi?

8. Sinüsler
Doktorlar sinüslerin gerçekten ne işe yaradığını henüz bilmiyorlar ve bizde onlardan çok var. Gözlerimizi koruma, sesimizin tonunu ayarlama gibi görevleri olabilir.

7. Adenoidler / Bezeler
Adenoidler bakterileri toplar ama şiş ve enfeksiyona karşı dayanıksızdır. Adenoidler zamanla ve yaşla küçülürler ve kaybolurlar.

6. Bademcikler
Enfeksiyona dayanıksızdırlar ve şişerler. Eğer 30'larınızda hala bademcikleriniz varsa hastalıklara karşı dayanıklı ve başarılı sayılırsınız.

5. Kuyruk sokumu kemiği
murganın uzantısı kuyruk sokumu kemiği insan vücudunda omurga ile ilişkilidir ancak hala tam olarak işlevi anlaşılamamıştır.

4. Saçları diken diken eden Arrector pili kası
Arrector pili kası şimdilerde sadece saçların dik ve inatçı durmasını sağlıyor.

3. 20'lik dişleri
20'li yaşlara doğru çenenin en sonunda 20'lik dişleri çıkar. Çabuk çürür ve tedavi süreci çok ağrılıdır.

2. Apandisit
Apandisit sindirime yardımcı bir organancak kolay sindirilebilir besinler yenilmeye başladığından beri önemi oldukça azaldı.

1. Erkek memesi
Yararsızdır çünkü.. Niçin bilmiyoruz?

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Lahana kürü ile doğal ve sağlıklı zayıflamak mümkün mü?

17/2/2009



Gerçekten haftada 4-5 kilo verilir mi?
Literatürde ve diğer tüm bilimsel kaynaklarda kilo kaybı hızının haftada, vücut ağırlığına göre orantılı olarak ortalama 0,5-1 kilo arasında olması önerilir. Bu nedenle diyet sırasında hızlı bir şekilde büyük kilolar veriliyorsa, burada aşırı su ve kas kaybı söz konusudur. Vücut kaybettiği suyu hemen geri alır, fakat kaybedilen kas yüzünden yavaşlayan metabolizmanı z yüzünden, diyet bitince kilo alma adayı haline gelirsiniz.
Kilo verememenizin veya çok hızlı verip sonra almanızın sebebi metabolizma ölçülmeden yapılan diyet olabilir mi?
Evet, olabilir. Kısa veya uzun sürelerle kişiye özel olmayan, hatalı veya düşük enerjili diyetlerin yapılması nedeniyle yaşanan kas kayıpları yavaşlayan metabolizmanı z, "diyet" (Diyet değil beslenme eğitim süreci olarak bakılmalı, bittiğinde yaşam şekli haline getirilerek koruma programına geçilmelidir. ) bitince sizi kilo alma adayı yapar.
Aç kalırsam, az yersem ve öğün atlarsam (kahvaltıyı geç yapmakla) kilo verebilir miyim?
Bu yorumun cevabı kesinlikle kocaman bir "hayır"dır. Çünkü ara öğün atladığınızda kan şekeri dengeniz bundan olumsuz etkilenebilir. Bunu alışkanlık haline getirdiğinizde, hem sonraki öğünde daha fazla besin tüketirsiniz, hem de uzun süre herhangi bir besin tüketilmediği için, vücut sinyaller yollayıp kendini korumaya alır ve bir sonraki öğünü depolama eğilimi gösterir. Mucizeler yok diyorsunuz ama tek tip beslenme ile çok kilo verilebildiğine şahit oluyoruz! Lahana çorbası, keten tohumu, meyve diyetleri, limon suyu vb. tek tip, şok diyetler veya bir besinin mucizevi hale getirilmesi yanlış uygulamalardı r. Tek tip beslenmede de hızlı kilo verilir, su-kas kaybı yaşanır ve metabolizma yavaşlar.
Sadece beslenme alışkanlıkları mı metabolizma hızını etkiler?
Hipotroiti olmak (Hipofiz bezinin az çalışması durumu), bazı antidepresan ilaçları kullanmak, günümüz teknolojisini de bahane ederek, az hareket etmek, metabolizma hızımızı azaltabilecek faktörlerdir. Kişiye özel diyette metabolizma hızı gerekli mi? Beslenme önerisi vereceğimiz zaman diyetin enerji miktarı; kişiye özel öneride bulunmanın temel bileşenlerinden belki de en önemlisidir. Enerji miktarına karar verdikten sonra, kişinin ihtiyaçlarına göre şekillenip bir beslenme programı önerilir. Fakat metabolizma hızı ölçülmeden verilen bir öneri kişiye özel kabul edilemez.
METABOLİZMA HIZINIZ YANLIŞ ÖLÇÜLDÜYSE NELER OLABİLİR?
Metabolizma hızınız eğer ölçülmediyse uyguladığınız diyet "Size Özel" olarak değerlendirilemez. Formülle hesaplanan metabolizma hızına göre hazırlanan diyetle kilo vermeniz, şansa bağlıdır. Dergiden, internetten bulduğunuz veya kendi kendinize yaptığınız diyetlerdeki gibi, size verilen diyette de enerji miktarı hatalı olabilir. Metabolizma hızı ölçülmeden, deneme-yanılma yöntemiyle kilo vermiş oluyorsunuz. Oysa ki diyet denenmemelidir. Eğer metabolizma hızınız, oksijen tüketiminizle bilimsel temelde tesbit edilmediği için düşük enerjili bir diyet uyguluyorsanı z, hatalı olan bu diyet uygulaması nedeniyle metabolizma hızınız yavaşlayabilir. Uyguladığınız diyet yüzünden metabolizmanı z yavaşlamışsa, herhangi bir şok diyet uygulamışsanız maalesef "Kilo Alma Adayı" haline gelebilirsiniz.
En önemlisi ise uzun veya kısa sürelerle uygulanan aşırı düşük enerjili diyetler, şok diyetlere benzer şekilde gelecekte, kilo almanız dışında;
a) Diyabet,
b) Hipertansiyon,
c) Kalp hastalıkları gibi kronik rahatsızlıklar,
d) Yetersiz beslenme nedeniyle bazı kanser türlerine davetiye çıkarabilir.
ZAYIFLAMANIN 33 YOLU
İşte uygulaması kolay, oyun haline getirip zevkle deneyeceğiniz minik ipuçları:
1-Tamamen unutun
Sık yediğiniz, yağ oranı yüksek bir yiyeceği seçin ve onu 40 gün için tamamen unutun. Bu süre sonunda o yiyeceğin tadı ağzınızdan silinecektir.
2- Aynı tadı verenler arasında her zaman daha düşük kalorilisini seçin
Örnek: Portakal suyu (1 fincan 110 kalori) yerine domates suyu (l fincan 45 kalori) için. Yarım bardak vişne suyunu yarım bardak soda ile karıştırdığınızda kalorisi yüzde 50 düşer.
3- Susadıkça Su için
Susadıkça su için. Günde en az şu kadar su için demek doğru değildir, ancak susadığınızı hissettiğiniz zaman mutlaka su için.
4- Sosları unutun
Salatanıza bir miktar lezzet katmak için döktüğünüz soslar kilo almanıza neden olur. Bu nedenle salata sosu yerine biraz baharat ve bir tatlı kaşığı zeytinyağını salatanıza ekleyebilirsiniz.
5- Yemeğin ardından yatağa girmeyin
Kilo almamak için özellikle akşam yemeğinden hemen sonra yatma alışkanlığından kurtulun, mümkünse akşam altıdan sonra meyve dışında bir şey yemeyin. Gece atıştırmalarından da kurtulun.
6- Sık yiyin
Kilo vermek isteyenlerin düştüğü yanılgılardan biri de çok sık yemek yemenin kilo verdirmeyeceği inancıdır fakat bu yanlıştır. Çünkü beş altı saatte bir mideyi boş bırakmamak metabolizmanızın hızlı çalışmasına neden olur. Bu nedenle az az ve sık sık yemelisiniz.
7- Süt için
Günde üç ya da dört defa süt ve yoğurt ya da peynir gibi süt ürünlerini tüketen kadınlar, tüketmeyenlere oranla yüzde 70 daha fazla yağ yakarlar. Çünkü kalsiyum metabolizmayı hızlandırırken vücuda daha fazla yağ yakması için komut vermiş olur. Bu ürünlerin light olanları ile zayıflama hızınızı arttırabilirsiniz.
8- İyi bir uyku
Yapılan araştırmalara göre geceleri dört saatten az uyuyan kişiler daha çok uyuyanlara oranla kilo alırlar. Çünkü yorgun bir vücut, normal günde yakılan enerjiyi yakamaz ve metabolizması yavaşlar. Bunun için hergün uykunuzu düzenli almaya dikkat etmelisiniz.
9- Stresi yenin
Stresli bir yaşam kilo almanın nedenlerindendir çünkü stresli olduğunuz dönemlerde vücudunuz stres hormonları salgılar ve bu hormanlar karın bölgesindeki yağ depolanmasını sağlayan hücrelerin büyümesine neden olur. Stresi yenmek için sosyal aktivitelerde bulunmalı, kendinizi rahatlatmalısınız.
10- Hazır yemekleri unutun
Hızlı ve çabuk yemek yapmak için aldığınız dondurulmuş gıdalar ya da hazır yemekler içerdikleri katkı maddeleri nediyle kilo aldırır. Bu nedenle taze sebzeleri pişirmeyi tercih etmelisiniz.
11- Atıştırmayı bırakın
Arabanın içinda atıştırıyor musunuz? Telefonla konuşurken bir şeyler yiyor musunuz? Vazgeçin...
12- Buzdolabınıza baskın yapın
Bu baskın her zamanki gibi, birşeyler atıştırmak için olmasın. Buzdolabının kıyısında kösesinde kalmış bol kalorili yiyecekleri atın.Mutfak dolabınızdaki yağlı cipsleri, mısır gevreklerini ve kuru yemişleri atın. Mutfağınızda sizin için kötü olan bütün yiyecekleri, önümüzdeki 30 gün için, belki de ebediyyen yasaklayın.
13- Gazlı içecek yerine su ve soda
Diyet ürünü de olsa gazlı içecekler yerine su ve soda içmeye özen gösterin. Vücudunuzdaki yağ parçacıklarının kaybolduğunu göreceksiniz.
14- İşkolik olun
Gelecek ay şirketin yemekhanesine girmeme kararı alın. Kahve ve çay içmek için ya da kendi getirdiğiniz sandviçi yemenin dışında...
15- Kalorileri azaltın
Kalorileri azaltmayı bir oyun haline getirin. Bugün yediklerinizin kalori miktarını hesaplayın, yarın bundan 50 kalori düşün. Öbür gün bir 50 kalori daha düşün. Günde 1200 kalorinin altına düşmemeye dikkat edin.
16- Kahvaltı edin
Hiçbir zaman kahvaltıları atlamayın. Yağsız yoğurdun içine muzu dilimleyin. Pişmiş yulafın içine kuru üzüm koyup yemeyi deneyin.
17- Dans edin
Evde müzik dinleyin. Hareketli müzik tercih edin ve eşliğinde dans etmeyi ihmal etmeyin.
18- Asansöre binmeyin
Önünüze gelen her merdiveni egzersiz yapacağınız bir fırsat olarak düşünün, istediğiniz kiloya gelinceye kadar asansöre binmeyi aklınıza bile getirmeyin.
19- Diyet içecekler
Diyet içeceklerden uzak durmalısınız. Bu tür içeceklerin içlerinde yapay tatlandırıcı bulunur. Onlar yerine portakal, elma gibi sağlıklı meyve sularından içmelisiniz. Hem sağlığınız açısından hem de kilo açısından birçok uzman diyet içeceklerin içilmemesini tavsiye ediyor.
20- Yavaş yemek yiyin
Fazla kilolular, hızlı yemek yiyenlerdir. Arkadaşlarınızla veya ailenizle ne zaman yemek yerseniz yiyin, yemeği en son bitiren kişi siz olun.
21- Yatak odasını yiyeceğe kapatın
Eğer sizde pek çoğunuz gibi yatak odası dahil, evin her tarafında atıştırıyorsanız, bunu bir kere daha düşünün. Ne kadar çok yerde yemek yemek için kendinize izin veriyorsanız, o kadar çok yemek yiyorsunuz demektir. Bir süre için yemek saatlerinde, yemek odası dışında diğer yerlerde yemek yemeyi kendinize yasaklayın.
22- Kendinizi ödüllendirin
En çok sahip olmak istediğiniz 5 eşyanın listesini yapın. Her l kilo verdiğinizde ve bunu bir hafta koruduğunuzda,kendinize listedeki bir şeyi satın alın.
23- Tasarruf yapın
Gerçekten ihtiyacınız olmayan bir şeyi ne zaman yemek isterseniz, ona vereceğiniz parayı bir kavanozun içine atın. Birkaç hafta sonra paraların çokluğu size ne kadar çok şey yemediğinizi hatırlatacak ve bu para ile kendinize bir hediye alabileceksiniz.
24- Aşka dair duygularınızı canlı tutun
Tutku, kiloları eritir. İkiniz korkmadan restoranlara gitmeye başlayabilirsiniz. Çünkü, aşıkken kim yiyecekleri düşünebilir ki?
25- Egzersiz yapın
Egzersiz yapmaya vakit ayırmak size zor gelse de kilo vermek için mutkaka hareket etmeniz gerektiğini unutmamalısınız. Hiçbir şey yapamıyorsanız evdeki duvarlardan yardım alabilirsiniz. 5-10 dakika boyunca kalçanızla duvara çok sert olmadan vurun. Bu kolay ve basit bir egzersiz yöntemidir. Egzersiz yaptığınız sırada televizyon ya da CD den evde spor yapmanıza yardımcı olacak programlarını izleyebilirsiniz. Böylece neyi, nasıl yapacağınızı bilirsiniz.
26- Ev işleri
Ev işleriyle ne kadar meşgul olursanız o kadar çabuk kilo verirsiniz. Çamaşır, bulaşık, yemek, çocuklarla elinizden geldiğince çok uğraşmaya bakın. Böylece sürekli hareket halinde olursunuz.
27- Meyve yiyin
Yemek yedikten bir ya da iki saat sonra tekrar acıkıyorsanız atıştırmak için meyve yiyebilirsiniz. Meyve bir sonraki öğüne kadar sizin tok hissetmenizi sağlayacaktır.
28- Yemek başlangıcı
Yemeğe çorba ya da salata ile başlamanız açlığınızın bastırılmasını sağlar. Böylece ana yemekten daha az yersiniz. Özellikle sebze çorbaları (domates, brokoli vs.) tok hissetmenizi sağlar.
29- Tuzu kesin
Tuz, vücutta su tutulmasına neden olur ve şişkinlik hissi yaratır. Ayrıca tuzun iştah açıcı bir özelliği olduğundan, sofrada tuz kullanmamak ve pişmiş yemeklere fazladan tuz eklememek gerekir.
30- Sofraya oturun
Yemek vaktinde mutlaka sofraya oturun çünkü ayakta ya da televizyon karşısında yemek yediğinizde doyduğunuzu anlamaz ve daha çok yersiniz.
31- Azimli olun
Bir türlü kilo veremiyorsanız çok beğendiğiniz bir elbisenin bir beden küçüğünü alın ve görebileceğiniz bir yere asın. Kendinize aldığınız elbisenin içine gireceğinize dair söz verin.
32- Mutfağınızı düzenleyin
Kilo almamaka için mutfak tezgâhı üzerinde durmasına alıştığınız abur cubur yiyecekleri ortadan kaldırın. Bu yiyecekleri görmediğiniz sürece aklınıza çok fazla gelmeyecektir.
33- Dişlerinizi fırçalayın
Yemek yedikten sonra dişlerinizi fırçalamayı alışkanlık haline getirirseniz ağzınızda kalan ferahlık duygusuyla bir süre yemek yemek istemezsiniz.
Yaza formda girmek için gece atıştırmalarını bırakın.
Yaz sezonunda tüm kadınların hayali incecik vücutlarına giydikleri seksi bikinileriyle plajlarda boy göstermek. Mevsime formda girmenin ilk koşulu ise gece atıştırmalarını bırakmaktan geçiyor.
Neredeyse tüm diyet uzmanları ve diyet programları akşam yemeğinden sonra bir şeyler yemeyi kesmemizi hatta akşam saat 20.00’den sonra hiçbir şey yemememiz gerektiğini söylüyor. Çünkü araştırmalara göre ne kadar geç yerseniz, vücudunuzun yediklerinizi yağ olarak depolama oranı o derece artıyor. Sorun şu ki, uzmanlar hiçbir zaman bunu nasıl başaracağımızı söylemiyor. Oysa bu saatler atıştırmanın cazibesine kapıldığımız tuzaklarla dolu. Bu yüzden birçoğumuzun rejimi bu saatlerde son buluyor.
1- Hayır demeyi öğrenin
Kilo vermeye ve verdiğiniz kiloları geri almamaya ya da sağlıklı beslenmeye karar verdiyseniz, kendinize o kararı uygulayacağınıza dair bir söz verin. Abur cubur yemek için eliniz dolaba doğru uzanıyorsa durun ve kendinize "hayır" deyin.
2- 10 dakika bekleyin
Mutfağa gidip "kendinize ufacık bir şey hazırlama" konusunda bir istek duyarsanız, yalnızca 10 dakika bekleyin. Hepsi o kadar. Bir yere telefon edin, ertesi gün için gömlek ütüleyin veya dergideki bir makaleyi okuyun.
3- Dişlerinizi fırçalayın
Fransızlar’ın yaptığı gibi yapın, dişlerinizi akşam yemeğinden hemen sonra fırçalayın. Dişlerinizi bir kez daha fırçalama zahmetine girme düşüncesi sizi bir şeyler yemek fikrinden alıkoyar.
4- Kulaklarınızı çimdikleyin
Refleksiyoloji uzmanlarına göre kulaklarımızın ön kısmına baskı uygulamak, iştahınızın azalmasına yardımcı olabilir. Akşam yemeğinden sonra bir şey yeme isteği duyarsanız, sağ kulağınızın ön kısmına parmağınızla birkaç saniyeliğine basın.
5- Büyük bir bardak buzlu su için
Bu yalnızca midenizi dolu hissetmenizi sağlamayacak, aynı zamanda metabolizmanız buzlu suyu vücut ısısına getirmek için faaliyete geçeceğinden kalori de yakıyor olacaksınız.
6- Açlığınızı koklayarak uzaklaştırın
Araştırmalar muz, elma, portakal ve keskin nane gibi kokuları içeren nefes açıcıları teneffüs etmenin iştahı kesmeye yardımcı olabileceğini gösteriyor. Bunları koklamanın midenizde gerçekten bir şey yiyormuşsunuz yanılsaması oluşturacağına inanılıyor.
7- Yemek artıklarını atın
Akşam yemekleri için küçük porsiyonlar hazırlayın ve artık kalmamasına dikkat edin. Yemek artıkları ile dolu bir buzdolabı kesinlikle yemek sonrası atıştırmaya davetiye çıkarır. Ayrıca buzdolabının önünde dikilip kaplardaki artık yemeklerden atıştırma gibi kötü bir alışkanlığa da sebep olabilir.
8- Çevrenizdekilere anlatın
Çevrenizdeki herkese, arkadaşlarınıza, eşinize, sevgilinize, iş arkadaşlarınıza, çocuklarınıza akşam yemeklerinden sonra yemeyi bıraktığınızı, çünkü sağlığınızı, canlılığınızı ve zindeliğinizi korumak istediğinizi duyurun.
9- Ağzınıza nane atın
Yanınızda şekersiz nefes tazeleyici nanelerden veya şekersiz naneli cikletlerden bulundurun. Kalori içermeyen bu drajeler şişmanlatıcı şeyler yeme isteğinizin kesilmesine yardımcı olurlar.
10- Erken yatın
Akşam yemeğinden sonra yapmanız gereken işleri halledin ve sonra hemen kendi uyuma saati rutininize geçin.
Beyaz lahana mucizesi
Baharı, canlı bir şekilde atlatabilmenin çaresi, ucuz ve kolay bulunan bir sebzede...
•Kadınların kabusu selülitleri üç haftalık kürle yok ediyor.
•Kış boyunca biriken fazla kilolarınızdan kurtulmanızı sağlıyor.
•Vücutta biriken toksinleri atıyor, kolon kanserini önlüyor.
•Kan dolaşımını düzenleyip, vücudumuzun canlanmasını sağlıyor.
Lahana ile vücudunuz canlansın
Sabahları uyanmakta güçlük çekiyor; bütün gün yorgun, uykusuz dolaşıyorsanız, nedensiz yere kendinizi mutsuz, bezgin hissediyor ve sık sık baş ağrıları çekiyorsanız, siz de bir bahar yorgunusunuz demektir.
Bunlara ek olarak eklem ağrıları da olabilir. Uzmanlar, baharın ilk günlerinde değişen hormon dengesi ve hava şartları yüzünden sık sık bu tür rahatsızlıklarla karşılaşabileceğinizi söylüyorlar.
Baharı, canlı bir şekilde atlatabilmenin çaresi ise, ucuz ve kolay bulunan bir sebzede...
Beyaz lahana.
Enerji veren, vücuttaki toksinleri atan, bağırsak kanserini önleyen, düşük kalorili beyaz lahan kürü, bahar yorgunluğundan kurtulmak açısından son derece yararlı.
Bunun yanı sıra uzmanlar, baharın güzelliklerini kaçırmamak için özellikle bitkisek kürlerin, sebze ağırlıklı beslenmenin ve egzersiz yapmanın önemli olduğunu vurguluyorlar.
Fito- biyokimya alanında çalışmalar yaparak bitkilerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştıran Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, baharın, sağlıklı beslenerek ve birtakım kürler uygulayarak oldukça rahat atlatılabileceğini söylüyor.
Saraçoğlu, "Beyaz lahananın toksin atıcı ve arındırıcı bir özelliği var. Besinler ve soluduğumuz hava üzerinden aldığımız toksinler protein özelliklidir. Protein özellikli olmaları, bu toksinlerin yağda çözülmeleri anlamına gekir ki, bu da vücudumuzun yağ dokusunda depolanmalarına sebep olur" diyor.
Ayrıca, böbrek, karaciğer, akciğer bu tür toksinlerin depolandığı organlarımız arasında gelir. Bu toksinler suda çözülmediklerinden, idrar ve terleme yoluyla atılmaları söz konusu değil. İşte, bu noktada beyaz lahana kürü mükemmel bir çözüm getiriyor.
Bu sayede toksinler, idrar ve terleme yoluyla vücudumuzdan atılırlar. Beyaz lahana kürünü uygulayanlar daha üçüncü ve dördüncü günde, yağlı yağlı terlediklerini hissedeceklerdir. Bu durum vücutlarından toksinlerin atıldığını gösterir.
Bu kürü uygulayanlar, aynı zamanda dengeli ve sağlıklı bir zayıflama kürü de uygulamış olurlar.
Bahar yorgunluğunun Türkiye’de olduğu gibi dünyada da yaygın olduğunu söyleyen Saraçoğlusözlerini şöyle sürdürdü,
"Doğa, bahar mevsimine girerken yeniden uyanışını, filizlenerek, çiçek açarak adeta bir dirilişin canlılığını, dinamik bir tazeliği ve dinçliği sergiliyor. Doğa böylesine uyanırken, insanların önemli bir çoğunluğu üstelik tam bu dönemlerde yorgunluktan, halsizlikten, isteksizlikten ve ruhsal olarak da daha hassas olduklarından şikayetçiler."
Saraçoğlu ayrıca, "Bu şikayetlerini de 'bahar yorgunluğu'na bağlıyorlar. İnsanlar kış dönemlerinde daha fazla yağ ve şeker tükettiklerinden, hem sağlıksız beslenirler hem de kilo alırlar. Vücutta toksin birikiminin en fazla olduğu dönemler genelde kış aylarıdır. Çünkü, bu aylarda, yanan kalorifer ve sobaların atmosfere verdiği zehirli (toksin) gazları da solumaktayız" diyor.
Yorgunluğa çareler
•Bol bol temiz havada yürüyün. Hem zihin hem beden rahatlar.
•Meditasyon yapın, kendinizle baş başa kalın.
•Kendinize uğraş bulun, kurslara yazılın.
•Arkadaşlarınızla sosyal aktivitelere katılın.
•Program yapın. Bir günden bir beklentiniz olmalı. Bir beklentiniz olmazsa gün de size bir birşey vermez.
•Kendinizi bırakmayın, bakımlı olun.
•Sağlıklı beslenin. Sebze- meyve ağırlıklı beslenin. Özellikle yeşil sebzelere ağırlık verin. Bunlar enerji verirler. Şok rejimlerden uzak durun.
•İçgüdünüzü dinleyin. Yorgunsanız, biraz dinlenin. Ama abartmayın.
•Tartışmalardan uzak durun.
•'Benden geçti'laflarını bırakın.
•Olumlu düşünmeyi bir görev bilin. Olumsuz düşünürseniz, olumsuzlukları görür bulursunuz.
•Doğanın güzelliklerini fark edin.
•Doğadan uzaklaşmayın. Kır gezileri yapın, parklarda yürüyün.
•İçinizdeki sesi dinleyin.
•Aynı saatte yatıp, aynı saatte kalkın.
•Size negatif enerji veren, olumsuz insanlardan uzak durun. Çünkü mutsuzluk da bulaşıcıdır.
Lahana kürü
•Kaynamakta olan yarım litre suda 6- 7 adet beyaz lahana yaprağını, 10 dakika ağzı kapalı olarak hafif ateşte pişirin.
•Sabah ve akşam olmak üzere aç ve tok karına birer su bardağı için. Bu işleme toplam 5 gün devam edin.
•Bu kürü 5 gün uyguladıktan sonra 3 gün ara verin ve tekrar 5 gün uygulayın. Böylece 10 günlük kür tamamlanmış olur.
•Toksin atıcı ve bağırsak kanserini önleyici bu 10 günlük kürü, 1 yıl boyunca 3 ya da 4 kez yapmak en doğrusudur.
•10 günlük kür için kesinlikle ihtiyacınız olan miktarı bir defada değil, her gün taze olarak hazırlayın.
•Kan dolaşımını düzenlemek amaçlı kullanımda 3-4 adet beyaz lahana yaprağı, kaynamakta olan yarım litre suya atılır ve hafif ateşte ağzı kapalı olarak 15 dakika pişirilir.
Sabah ve akşam aç veya tok karına bir su bardağı içilir. Her 3 günde bir, 3 gün ara verilerek toplam 21 gün içilerek uygulanır. 3 aylık aradan sonra tekrar; her 3 günde bir, 3 gün ara verilerek, toplam 21 gün içilerek ikinci ve son kür tamamlanmış olur.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Az yediğimiz en faydalı 11 gıda

12/1/2009
Kategori: Yemek



Pancar, lahana, pazı, tarçın, nar suyu, kuru erik, kabak çekirdeği, zerdeçal....New York Times, internet sitesinde Yemekten kaçındığımız ancak sağlığa en faydalı 11 gıdayı açıkladı.

İŞTE O BESİNLER...
 
Pancar: Folik asit bakımından zengindir. Kırmızı rengini veren pigmentler kansere karşı savaşır.
 
 Lahana: Kanserle savaşan enzimleri harekete geçiren "sulforaphane" isimli kimyasalı içerir.
 
 Pazı: Yapraklarında, gözleri yaşlanmanın etkilerinden koruyan karotenoid maddesi bulunur.
 
 Tarçın: Kan şekeri ve kolesterolü kontrol etmeye yardımcı olur
 
 Nar suyu: Antioksidan bakımından zengindir. Tansiyonu düşürür
 
 Kuru erik: İçeriğinde yüksek miktarda Antioksidan içerir.
 
 Kabak Çekirdeği: Yüksek mineral oranı erken ölüm riskini azaltır.
 
 Sardalya: Demir, magnezyum, bakır, çinko, fosfor, potasyum, manganez içerir
 
 Zerdeçal: Vücutta iltihaplanmayı önler ve kansere karşı koruma sağlar
 
 Yaban Mersini: Hafızayı kuvvetlendirir.
 
 Kabak: Kalori değeri düşük, lifler bağışıklık sistemini güçlendiren A vitamini bakımından zengindir. Uzun süre tok tutar.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Gögüs kanserine pembe isyan

19/9/2008
Kategori: saglik

Göğüs kanserine dikkat çekmek için objektif karşısına geçen ünlü isimler Meme Vakfı’nın simgesi pembe kurdele ve aynı renkli aksesuvarlarla çıplak poz verdi



YEŞİLÇAM’IN
ünlü aktrisi Hülya Koçyiğit ile sinemanın genç yüzleri Tuba Büyüküstün, Ceyda Düvenci ve Burcu Kara’nın da aralarında bulunduğu ünlü isimler Meme Vakfı yararına bir projeye imza attı. Fotoğrafçı Bennu Gerede’nin objektifi karşısına geçen kadınlar göğüslerini kapatan pembe aksesuvarlarla poz verdi.

EKİM AYINDA SERGİLENECEK

Büyüküstün’ün
ve diğer isimlerin fotoğrafları ‘Rowenta ile Pembe Hayat’ sergisi adı altında ekim ayında İstanbul İstinye Park Alışveriş Merkezi’nde sergilenecek. Pembe kurdele, kelebek, fular gibi değişik aksesuvarlarla meme sağlığına dikkat çekmeye çalışan ünlüler, vakfın projelerini de anlatarak önemli bilgilere dikkat çekecek. Televizyon, sinema, basın ve müzik dünyasının sevilen isimleri, meme kanseri nedeniyle kendi hayatlarından gerçek hikayeler de anlatacak

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı


Google



Canlı yayında mikrofon kazası.
Saçı takıldı canım önemli değil..!


Aşk ama görmek lazım
müzik klip



İsmail YK
Nerdesin


Doğuş
Bozuk







oyun komedi sohbet
eXTReMe Tracker

counter
counter

Powered by  MyPagerank.Net


Add to Technorati Favorites Technorati Profile